AnasayfaEski ParşömenSSSKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Yakıcı Hisler.

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Melanie Lawrence
Ravenclaw V. Sınıf
Ravenclaw V. Sınıf


Mesaj Sayısı: 1654
Mücadele Tarafı: Tarafsız.
Sihirsel Soy: Safkan.
Kayıt tarihi: 11/06/09

Bilgiler
Quidditch Mevkiî:
Rpg Puanı:
100/100  (100/100)
Düello Gücü:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Yakıcı Hisler.   Perş. Tem. 30, 2009 2:39 pm

Tanrım… İçimdeki sıkıntıyla boğuşamayacağımı daha önceden anlayamamış olmam ne kadar kötüydü? Eğer bilseydim, daha önceden dışarı çıkmayı akıl ederdim çünkü. Ortak Salonda, oturmaktan bıkmıştım. Öyle ki, artık nerede ne olduğunu gözlerim kapalı söyleyebilirdim. Neden mi? Sürekli aynı yere bakıyorsanız, bazı şeyler hafızanıza resmen kazınır… Biricik binamın toplaşma yeri de, bana bunu ifade ediyordu. Aslında… Çok tuhaftı. Sıkıntımın, sürekli aynı şeyleri yapmaktan dolayı olmadığını biliyordum. İçimde garip bir his vardı ve ben hislerimden korkardım. Onların gerçek olabilme ihtimalleri beni ürkütmeye yetecek bir sebepti. Korkaklıkla alakası yoktu bunun, kötü hislerin ne ile alakalı olduğuyla bir bağlantı vardı. Pow da uzun zamandır vakit geçirmiyorsun, Rochelle… Ah, o ses! Ustalıkla zayıf anlarımı yakalayan iğrendirici uyarı! Şaşırmış ve korkmuştum. Şimdi olmasını beklemiyordum, gitmeyi istemiyordum… Normal olabilmeyi seviyordum, bir yalanı yaşamaya alışmıştım! Çok fazla kaygılandığımda ya da kontrolü uzun süre elimde tutmayı başardığımda duyardım, bu tehdit dolu sesi. Daha kötülerine katlanmıştım oysaki? Neden şimdi gelmişti? Neden birdenbire belirmişti? Neden yine beni istiyordu? Nedenlerin ne olduğu konusunda en ufak bir fikrim yoktu. Derin bir nefes aldım. Rahatlamam lâzımdı! Bunu yapmak zorundaydım, hâlâ Hogwarts sınırları içersinde bir yerde geziyorken olmazdı. Bir öğrencinin beni görme ihtimali varken olmazdı. “ Şimdi olmaz… “ diye fısıldadım, sanki bunun bir yararı olacakmış gibi. Sanki beni dinleyecekmiş gibi… Kabullenmişlik tüm vücuduma hâkimdi. Olmaması diliyordum ama itiraz edecek gücüm kalmamıştı, bana bir şey yapmaya kalksa… Nerede olduğunu elbet göremiyordum. Ama her yerde olabilme gibi bir yeteneği vardı. Arkamda, önümde, yanımda… Beynimin içinde! Bu düşünce bana işkence ediyordu. Zihnimin derinliklerine kayan her imge beni yakıyordu. Gelirse ne olacağını bilmek, canımı adeta acıyordu. “ Olmaz… “ Dolan gözlerim ve çatlayan sesimle tam bir zayıflık örneğiydim. Belki de sadece hayal etmiştim… Hissettiklerimi uyacak bir kılıf aramış ve bu sesi duymuştum. Olamaz mıydı? Çoğu zaman yanılmaz mıydım? Böyle olmasını her şeyden çok istiyordum, her şeyden çok… “ Ah, Rolle… “ Söylediklerimi benden başka kimse duymuyordu hiç olmazsa. Titreyen dudaklarım olmasa, konuştuğumu söyleyemezdi zaten kimse. Ancak yalnızdım… Bunun bir önemi yoktu. Tehlikenin geldiğini ve şimdi gittiğini görmek istiyordum. İlk defa nereye geldiğimi görmek için etrafı taradım. Burası… Şamarcı Söğüt’ün yakınlarında bir bölgeydi. Yorulmuştum. Dinlenmek için, küçük otların arasına oturdum. Rüzgârın tenimi gıdıklayıp, saçlarımı uçurmasını izledim. Ve, onun duyduğum korkuyu yok etmesini diledim. Gözlerimi kapayıp, küçük bir yolculuğa hazırlandım.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jennifer Eloise Parker



Mesaj Sayısı: 285
Doğum tarihi: 17/12/93
Yaş: 18
Mücadele Tarafı: Yoldaş.
Sihirsel Soy: Melez.
Evcil Hayvanı: Jenny, Jen, Lois, Jenyse.
Kayıt tarihi: 13/06/09

MesajKonu: Geri: Yakıcı Hisler.   Perş. Tem. 30, 2009 3:24 pm

Genç kıza karşımda, arkası bana dönük bir biçimde dikiliyordu. Rochelle' i dalgalı uzun saçlarından tanıyabilmiştim. Rüyalarım, genelde kendi gözümden olurdu, beni kimse göremezdi. Ama bu farklıydı, dışarıdan birisinin gözünden izliyordum sanki olayı. Ben kenara sinmiştim. Kehanetimin öncesini de görmüş olmayı diledim. Asamı falan aradım her yerde, ama bulamadım. Bu sırada Rolle bana sinirli bir bakış fırlatarak, elinde bana ait tahta parçasını gösterdi. Tekrar yerime sindim. Genç kız bir adım yana kayınca, onu gördüm. Korkuyla açılmıştı gözleri. Aynı benimkiler gibi. Rochelle ona doğru yavaşça yaklaşıyordu... Genç kız titreyen, ince sesiyle yalvarıyordu. ''Lütfen Rolle, lütfen...'' Ama onu dinlemiyordu, sanki o Rolle değildi, başka birine sesleniyordu güzel kız. Biraz daha yürüdükten sonra onun yanıbaşındaydı. Kızı tek eliyle boğazından kavradı. Onu yukarı kaldırdı, nasıl bu kadar güçlü olabilmişti. Duvara yapıştırdı ve boğmaya başladı. Buna daha fazla katlanamadım, ayağa fırladım Rolle' un yanına gidip bir tekme savurdum. Taş gibiydi, yerinden bir milim bile oynamamıştı. Boşta kalan eliyle beni kolumdan kavradı ve karşıkı duvara fırlattı, bir oyuncak bebek gibi. En ufak bir güç bile sarfetmeden... Büyük bir gürültüyle dolaba yapıştım, dolap kırıldı, içindeki iksirler, kitaplar falan vardı, hepsi üstüme bocalandı. Sol kolumu hissetmiyordum, çıkmış olmalıydı. Gözlerim yavaşça kapandı. Rolle tekrar işine döndü. Boğulan kızdan duyduğum çığlıkla gözlerimi açtım ve yatağımda doğruldum. Gördüklerimin etkisiyle nefes nefese kalmıştım. Soğuk terler, alnımdan yüzümü okşayarak iniyordu. Sinirle yataktan fırladım. Bundan sonra uyumam imkânsızdı.

Bu diğerleri gibi değildi diyordum. Çok daha farklıydı. Bir kere genelde kendi gözümden görürdüm, ama burada sanki üçüncü bir kişi vardı ve bizi izliyordu. İkincisi, rüyâlar genelde bulanık olurdu, çünkü kişilerin seçimleri değişirdi, seçimlerle birlikte gelecekte. Bunun olması çok muhtemeldi. Onu bulmam lazımdı. Rolle' i uyarmam lâzımdı. Ama bunu yapmaya cesaret edemiyordum. Bunun için nedenlerim vardı. Hâyâl gücüm, çok gelişmişti. Hepsini zihnimde uydurmuş olabilirdim. Fazla samimi olmadığım bir kişiye gidip, '' Hey, baksana. Dün gece seni rüyamda gördüm. İçine iblis kaçmıştı ve en yakın arkadaşını boğuyordun.'' nasıl diyebilirdim? Kahvaltı yaparken Ravenclaw masasına baktım, neşeyle yemeğini yiyordu. Rüyamdaki Rochelle' den eser yoktu. Böyle bir şey olmayacak dedim sakince. Olmayacak. Peki ya olursa? Bakışlarım Slytherin masasında oturan genç kıza döndü.

İçimdeki kurt tüm ruhumu emiyordu. Sabahtan beri Rochelle' in etrafında dolanıyordum. Uygun anı yakalayabilmek için. Birden gözümden kayboldu. Nereye yok olmuştu bir anda? Dışarı baktığımda Ravenclaw cübbesinin içinden kıvrılarak yürüyen genç kızı gördüm. O kadar fazla kuvveti var mıydı acaba? Gözlerimle onu ölçüp biçtim. Hayır, kesinlikle yoktu. Yürümeye devam etti. Bende hızla onu takip etmeye başladım. Aramızdaki mesafe çoktu, beni görmeyeceğinden emindim. Şamarcı söğütün altına gitti ve oturdu. Yapmam gereken şey, gidip ona her şeyi açıklamaktı. Ama ne söyleyeceğimi bilmiyordum. Zihnimi biraz zorladım, bir kaç cümle dönüp duruyordu şimdi beynimde. Gözlerini kapatmıştı, onu korkutmak istemiyordum. Bu yüzden ayaklarımın altındaki yaprakları hışırtadarak yanına yürüdüm. Sesi duyunca gözlerini açmıştı. '' Rochelle, seninle bir konu hakkında konuşmam gerekiyor, oturabilir miyim?'' Yanıtın ne olacağını biliyordum, ama bir çılgın gibi her şeyi hemen söyleyemezdim. Sakince beklemeye başladım. Acaba konuşacaklarımı profesörlerden birine söyleyip beni St. mungo' ya kapattırır mıydı?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Melanie Lawrence
Ravenclaw V. Sınıf
Ravenclaw V. Sınıf


Mesaj Sayısı: 1654
Mücadele Tarafı: Tarafsız.
Sihirsel Soy: Safkan.
Kayıt tarihi: 11/06/09

Bilgiler
Quidditch Mevkiî:
Rpg Puanı:
100/100  (100/100)
Düello Gücü:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Geri: Yakıcı Hisler.   Perş. Tem. 30, 2009 10:12 pm

Rüzgâr tenimle oynaşıyordu resmen. Bu bana gıdıklanmaya benzer bir his veriyordu. Fazla olmadığı sürece, neredeyse tatlı. Konsantre olmam lâzımdı ama. Bu yüzden, rüzgârın tenimle baş döndürücü bir dansa girmiş olması önem taşımamalıydı. Hayal yeteneğimi bozuyordu çünkü. Gözlerimi sıkıca yumdum ve Pow'u hayal etmeye koyuldum. Bulunduğum yerle eş zamanlı olarak, orada da öğle saatleri yaşanıyordu. Eğer tehlikesiz bir zamanda giderseniz, orası görüp görebileceğiniz en güzel yerdi. Eğer gerçekten cennet varsa, Pow gibi bir yer olmalıydı. Güneş tam tepenizde olmasına rağmen, sizi yakmazdı. Her renkten çiçek bulunurdu ve hepsi gerçekten güzel kokardı. Ancak o kadar çiçeğe rağmen, bu koku size baymayacak şekilde dengelenmiş bir hâlde sunulurdu, kimin olduğu belli olmayan bu yerin sahibi tarafından. Göl ve gölün çevresi ise, usta bir ressam tarafından yapılmış portreye benzerdi. Daha birçok şeyi ayrıntılarıyla düşündüm. Şamarcı Söğütten ayrılmak üzere olduğumu anlamak mümkündü. Sesler yavaş yavaş azalıyordu ve gözlerim kapalı olmasına rağmen başka bir dünyaya açılıyordu. Bunun tuhaflığı üzerine epey kafa yormuştum, cisimlenmeye benzer bir şeydi; ama kesinlikle aynı değildi! Bunun bir önemi yoktu şimdilik ama. Eğer birbirleriyle bir bağlantıları varsa, cisimlenme derslerini şimdiden geçmiş sayabilirdim kendimi. Fazla düşünme, Rochelle, kontrolü kaybedeceksin, dedi içimdeki ses. Her zaman olduğu gibi haklıydı. Onun doğruluğunu sorgulamıyordum bile artık. Hele de yaratıklara inanıp, beynimin başka şeyler tarafından ele geçirilebileceğini düşündükten sonra, hiç. Kollarıma çarpan rüzgâr başka bir yerden esiyordu artık, bunu isteyerek yapmayalı çok uzun zaman olmuştu doğrusu. Özlemiş sayılmazdım, ama Pow'u unutmuş gibiydim. Hayatımım bazı zamanlarını oradan geçirmek zorunda kaldığım için bu bana komik geliyordu tabii. Şamarcı Söğüt'ten uzaklaşmak üzereydim, sadece gittiğim yere özel koku ve seslerden anlıyordum bunu. Bazen bu iki dünya arasında sıkışıp, kalacağımı düşünüyordum. Sonunda hayal yeteneğimi kaybedecektim ve sıkışıp kalacaktım yine hayal olma ihtimalleri yüksek iki dünya arasında... Bu korkunç olurdu herhâlde, belki de hiç olmazdı. Ben, olmamasını tercih ederdim kesinlikle. Ulaşmak üzereydim... Ayağım Pow'a basmak üzereydi, duraklamama neden olacak bir şey oldu. Bir ses... Bir kıza ait bir ses... Tanıdık bir ton. Ah! Sırası mıydı? Yalnız olduğumu sanıyordum. Şimdi elimden gelen en çabuk şekilde oraya geri dönmeliydim! Neden bu yolculuğa çıkmıştım ki zaten? Her şeyi berbat ettiğimi anlamak çok zor değildi. Sıkışmıştım işte... Pow'a gidemeden, dönmek gibi bir şeyi nasıl başaracaktım!? Her güzel şeyin bir sonu vardır, Rochelle. Öğrenemedin mi? Ah, ne yazık! Bu sesi ikinciye duyuyordum bugün. Ve artık, hayal olmadığına yemin edebilirdim. Soyutluktan çıkmış, somut bir hâl almıştı ve bu sıkışmam için yeterli bir sebepti. Onun olmadığını düşünmek, yine bir yalana sığınmak daha kolay geliyordu. Fazla uzatmaya gerek duymadan, en ince ayrıntıları gözümde canlandırarak, öğle sıcağına yetiştim. Beni yakmayan sıcağa... Şimdi aynı hızla Şamarcı Söğüt'ü düşünmeliydim. Çimleri düşündüm. Rüzgârın vücudumu yalayıp yoluna devam etmesini, bulanık görüntüsüyle o kızı, arkamda kalan Hogwarts'ı, koca ağaca ulaşmayı hedeflerken geriye kalan betaları... Hogwarts da geçirdiğim beş yılın sonunda, düşlemek daha kolay bir işlemdi. Daha hızlıydı, bunu fark etmek mümkündü. Gözlerimi yakıcı öğe sıcağına ikinci kez açtım.

Jennifer... Jennifer Eloise Parker. Genelde Jenny veya Jenyse diye hitap ederler. Gryffindor, beşinci sınıf. Güzel bir kız. Bu bilgiler aklımdan hızlı bir şekilde geçti. Ne dediğini duyamayacak kadar uzaktaydım ve o da bunu görmüştü. Pow'a sadece ruhunla gitmezdin, bedenini de yanında götürürdün. Her şey karışmıştı ve bunlara sebep olan benden başkası değildi. Eninde sonunda yakalanacaksın, Rolle. Konuşmayı kesmeyerek beni deli etmek gibi bir plânı vardı, bu uyarıcı tonun. Kapa çeneni, lanet olasıca! İçimde, duyduğumu sandığım bir sesle savaş veriyordum. Delirme ihtimalim neydi? İşler sapa sarmıştı, ancak ben hiçbir şeyden habersiz bir ifade yerleştirmiştim yüzüme. " Ah, merhaba, Jenyse. Bir şey mi dedin, duyamadım. Burası fazla rahat değil belki, ama çok huzur verici... Sanırım uykuya dalmışım. " Küçük bir tebessüm ekledim konuşmamın sonuna. Ne istediğini merak ediyordum, neden burada olduğunu yani. Çünkü tamamen yalnızım sanmıştım, ancak yanıldığımın bir göstergesi olarak karşımda duruyordu. Daha dikkatli olmalıydım, etrafı kolaçan etmeden neden Pow'a gitmeye kalkmıştım ki zaten? Bu tamamen delilikti. Beni karantinaya almalılardı. Türümün tek örneğiydim veya. Ve Jennifer bunu fark edecekti... Bir yere kaçamayacaksın, Rochelle. Yakalandın! Düşündüklerimi telaffuz etmemek için büyük bir çaba sarf ediyordum, neyse ki içimdeki ses vardı. Beynimin içinde yarattığım bu esrarın gizemini çözmek için gerçekten birebirdi. Sen öyle san. Bu çatışma ne zamana kadar sürecekti, bilmiyorum. Jennifer'a bir şey belli etmemek için gülümseyip durmaktan, yüz kaslarım acımıştı üstelik. " Bana bir şey mi söyleyeceksin? " Sorgulayıcı ses tonumun, abartılı olmamasını umdum. Normal olabilmek ne kadar zordu şu an. Büyük bir çaba sarf ediyordum ve ben sürekli çaba sarf etmekten yorulmuştum. Bunu biri anlasan, omzumdaki yükler nasıl da azalırdı ama? Ancak düşlediğim her şey gibi bu da bir hayalden ibaretti. Gerçek olması gibi bir şey söz konusu olamazdı. Sadece, her zaman olduğu gibi kendimi avutabilirdim. Yalanlardan ibaretsin. Beni içten çökertme gibi bir arzusu vardı sanırım, bu sesin. Gerçekten ne yapacağını iyi biliyordu, sesi kesilmiş içim cevap verme tenezzülünde bulunmadı. Ben onu bir varlık yerine koyarak, çokta önemli değil ifadesini yaparken düşündüm. Bu beni güldürmekle beraber, şizofren olabilme seçeneğini kalınlaştırmıştı. Sakin ol, dedim kendi kendime. Jenny'nin anlatacaklarını bekle sadece. Evet, yapılacak en mantıklı şey buydu. Her zaman yaptığımı yapıp, maskemi kuşanmak... Gözlerimi tekrar kapadım, hafif ve ılık rüzgârın kollarına atıldım.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jennifer Eloise Parker



Mesaj Sayısı: 285
Doğum tarihi: 17/12/93
Yaş: 18
Mücadele Tarafı: Yoldaş.
Sihirsel Soy: Melez.
Evcil Hayvanı: Jenny, Jen, Lois, Jenyse.
Kayıt tarihi: 13/06/09

MesajKonu: Geri: Yakıcı Hisler.   C.tesi Ağus. 01, 2009 2:53 pm

Rolle, sanki beni duymamış gibiydi. Dokunmaya korkuyordum, bir tuhaftı. Zaten gece gördüklerimden sonra, ona bir daha normal gözle bakamazdım. Bakışlarım onu izliyordu hâlâ. Rahatsız olacağını düşünerek, gözlerimi yerdeki sararmış yapraklara diktim. Bakışlarımdan değilde, varlığımdan hoşnutsuz gibiydi. Keşke gelmeseydim, söylemeye karar vermeseydim. Ancak hayatta dönüm noktaları vardır. Eğer doğru kararı verirseniz, ömür boyu rahat yaşarsınız. Yanlış karar zihninize girip sizi ele geçirirse, yaşantın boyunca takıntılı olursun ve seçimini hep telafi etmeye çalışırsın. Yeterince sorunum vardı zaten, o genç kızın yükünü de sırtlanmak istemiyordum. Kararım kesindi, sonucu ne olursa olsun söyleyecektim.

Rochelle, beni tekrar süzdü. Gözlerinden sinirin geçtiğini gördüm. Ancak bu sadece bir saniyelik bir şeydi, umursamaz Ravenclaw' lı genç kız maskesini yüzüne takmıştı sonrasında. Her zamanki Rolle tavrı. Omuz silktim ve gözlerimi ona diktim. Bu maskenin altında ne vardı? Merak duygusu, daima olduğu gibi ele geçirmişti tüm benliğimi. Hareketlerim onun çıkarınaydı artık, içimdeki sonu gelmeyen o his. Rochelle, bu sırada zihnini toparlamış gibiydi. Yumuşak sesi, kulaklarımda çınladı. " Ah,
merhaba, Jenyse. Bir şey mi dedin, duyamadım. Burası fazla rahat değil
belki, ama çok huzur verici... Sanırım uykuya dalmışım.
" Uykuya dalmış kadar rahat görünüyordu; ancak yaptığı daha farklı bir şeydi. Nefesi düzensizdi, heyecanlı gibi... Düşünceleri aklımdan attım. Uyumaktan başka ne yapabilirdi ki? Zihnimi söylediklerine odakladım tekrar. Duyamadım... O sözcükleri ağzımdan çıkartabilmek için harcadığım çabayı bilseydi, bunu söylemezdi. Derin bir nefes aldım. Ona yumuşak yaklaşmam gerekiyordu, belki de inanırdı. Kendimi kandırmaktan başka bir şey yapmıyordum aslında. İnanmazsa da kendi kaybı, diye düşündüm. Kendimi avuttuğum cümlelerin basitliği ve sahteliği yüzünden kendimden utandım. Buradan ona hiç bir şey söylememiş gibi çıkar giderse, onu takip etmeye devam edecektim. Yanlış yaparsa da... Aklım cebimdeki sopa parçasına kaydı. Düşüncelerimi savuşturdum. Söze hemen girmeye karalıydım. Zaman yoktu. ''Rahatsız ettiğim için özür dilerim. Ama seninle bir şey konuşmam gerekiyor.'' Cevabını beklemeden karşısına bağdaş kurdum ve oturdum. '' Ben bir görücüyüm. Dün gece de seni rüyamda gördüm Rolle. Seni ve Eolyn' i. Sen bir tuhaftın. Onu öldürüyordun Rolle. Boğuyordun ve öldürüyordun. Süper gücün falan vardı, onu tek elinle havaya kaldırıyordun. Biliyorum, kulağa çok saçma geliyor ama beni dinlemen gerek. İnanman gerek. Kehânetlerim hep gerçekleşir ve bu hepsinden daha somuttu, daha gerçekti. Hiç böyle bir şey görmemiştim...'' Biraz soluklandım, cümlelerimin heyecanından nefes almayı bile unutmuştum. Şaşkın gözlerle bana bakıyordu. İnanmayacaktı, bunu gözlerinde görebiliyordum.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Melanie Lawrence
Ravenclaw V. Sınıf
Ravenclaw V. Sınıf


Mesaj Sayısı: 1654
Mücadele Tarafı: Tarafsız.
Sihirsel Soy: Safkan.
Kayıt tarihi: 11/06/09

Bilgiler
Quidditch Mevkiî:
Rpg Puanı:
100/100  (100/100)
Düello Gücü:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Geri: Yakıcı Hisler.   C.tesi Ağus. 01, 2009 3:43 pm

Beni öyle kuşkulu izliyordu ki… Ne yapacağımı bilmiyordum. Yerimde huzursuzca kıpırdandım ve onun bir an önce gitmesini diledim. Ancak içimden bir ses gitmeyeceğini ve beni deli etmeye yetecek kadar kötü şeyler söyleyeceğini, söylüyordu. Hislerimden nefret ediyorum. Her an gelecek korkusuyla yaşamaktan nefret ediyordum. Ve, Jenny’in dudaklarını kıpırdatıp, konuşmaya başlamasından da korkuyordum! Sakin ol, Rolle. Yapabilecekmiş gibi! Sanki normal olmak kolaymış gibi. Çaba sarf etmekten yorulmuştum, neden kimse bunu anlamıyordu? Neden her şey üzerime üzerime geliyordu? Neden beni bir an olsun rahat bırakmıyorlardı? Bu kız neden buradaydı ve benden ne istiyordu? Kaçamayacağını söylemiştim, işte ilk ipucu. Jennifer Eloise Parker. Sonun yaklaşıyor, Rochelle. Kendimi kapana kısılmış gibi istiyordum. Tüm çıkış yolları, iri kayalar tarafından kapatılmıştı. Hiç ışık yoktu, tamamen karanlıktaydım ve yalnızdım. Bu düşünce kalbimin teklemesine neden olacak kadar kötüydü. Yaşamak istemiyordum, sırlarımla beraber göçüp gitmek, özgürlüğüme kavuşmak istiyordum. İsteklerimin hiçbirinin olmaması nedendi acaba? Neden kimse, şu zavallıyı biraz mutlu edelim demiyordu? Beni rahat bırak, geri zekâlı! Bunun olmayacağını biliyordum, zayıf anlarımı yakalayan, korkularımı yüzeye çıkaran bu sesti. Malice gelmeden önce uyarı amaçlı gibi bir şeydi. Seni uzun zamandır yakalamamıştık… Kanını akıtman yetmez, Kayalıklardan kendini atmanda yetmez! Acı çekeceksin! Ölmeyi dileyip, ölemeyeceksin. Yaşamla, ölüm arasında sıkışacaksın! Ellerimi kulaklarıma bastırmak gibi engellenemez bir dürtüyü bastırmaya çalışıyordum. İçimde bir yerlerde, iyice zayıflamış sesiyle bana seslenmeye çalışan o meleği duymuyordum. Çaresizliğimin acısı kalbimi dağlıyor gibiydi. Acı çekiyordum zaten, hep çekmiştim! Bırak bunu ben düşüneyim… Savunma mekanizmam da, o sesle beraber çöküyordu. Dışarıdan kim bilir nasıl gözüküyordum? Jenyse, söyleyeceklerini toparlayamadan kaçacaktı belki de yanımdan. Gitse herkes için iyilik yapmış olurdu, eğer gelecekse koşulsuz bir biçimde yalnız olmalıydım.

Jennifer konuşmaya başlayınca, benliğime iri iri korku dalgaları yayılmaya başlamıştı. Ne diyeceği şüpheliyken sakin olamıyordum, sakin olsam bile beni deli eden bir ses duyuyordum ve onu susturmanın bir yolu yoktu. Belki de gerçekten delirmiştim. Gözlerimi kapadım ve derin derin nefes aldım. Neleri başarmıştım? Nelerin elinden kurtulmuştum? Bir kızın ağzından çıkan sözler ve duyduğum bir ses beni yıkmamalıydı. “ Ah, önemli değil. “ Sesimin normal çıkması için harcadığım çaba, kendimle verdiğim savaşlar kadar yormuştu beni. Ama kontrolü bir an olsun elimden bırakamazdım. Bir saniyelik bile. Jennifer bağdaş kurarak tam karşıma oturunca, huzursuzlukla gözlerimi, onun bakışlarının gücünden kaçırdım. Sanki çok şey görmüş, geçirmiş birinin gözlerine bakıyordum. O kadar derindiler ki, boğulmaktan korktum ve kaçtım. O ise benim tuhaf davranışlarımı görmezden gelerek konuşmaya başladı. Söyleyeceği her sözün kalbimi kısa aralıkla durduracağını nereden bilebilirdim? Sadece tahmin edebilmiştim. Hislerim beni bir kez daha yakmıştı. Görücülük, rüya, Eolyn ve ben? Aradaki bağlantıyı kurmam için illa Ravenclaw olmama gerek yoktu. Deha da olmama gerek yoktu. Birazcık mantık yeterliydi… Onu öldürüyordun Rolle. Dehşet ifadesiyle onu izledim. Gördükleri onu da korkutmuş gibi ürkek bir hâli vardı. Sen bir tuhaftın. Tuhaflık ve ben her zaman eş anlamlı kelimeler gibi olmuştuk zaten! Ama önemli olan bu değildi. Ona inanmamı isteyen cadıdan kaçmalı, gidebildiğim kadar uzağa gitmeliydim. “ Ah, hadi ama Jennifer! Yapma! Kendinde söyledin, rüyaydı. Hatta buna rüya demek saçma olur. Kâbus. Akşam yemeğini fazla kaçırmış olmayasın? “ Tiz bir kahkaha attım ama sesim titriyordu. Demek ses haklıydı, kaçamayacaktım, beni bulacaktı ve bu kısır döngü ölene kadar devam edecekti. “ Bu kadar endişelenme. “ Elimi genç kızın kalbinin üzerine koydum, o kadar hızlı atıyordu ki… Sanki bir yarışa katılmış gibi. Benim kalbimin de ondan bir farkı yoktu; ancak nefes alış-verişlerimi kontrol edebiliyordum. “ Ah şuraya bak! Kendini ne kadar kaptırmışsın. “ Yalan söylemeye o kadar alışmıştım ki, sesimde tereddüt bile yoktu. Kendimden nefret ediyordum ve ölmeyi daha önce bu kadar çok istememiştim.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jennifer Eloise Parker



Mesaj Sayısı: 285
Doğum tarihi: 17/12/93
Yaş: 18
Mücadele Tarafı: Yoldaş.
Sihirsel Soy: Melez.
Evcil Hayvanı: Jenny, Jen, Lois, Jenyse.
Kayıt tarihi: 13/06/09

MesajKonu: Geri: Yakıcı Hisler.   Çarş. Ağus. 05, 2009 4:17 pm

Sakince Rolle' e bakarken, sözlerimden tek bir kelime bile anlamamış olduğunu farkettim. Bakışları bir tuhaftı, anlamamış gibiydi, inkâr duygusu baskındı gözlerinde. Yanlışın, doğru olduğunu kabul ettirmeye çalışır gibi kendince. Gözlerine baktım tekrar, inanmamıştı. Bunu anladıktan sonra tüm bedenimi bir ateş kapladı, Eolyn beni yüzümden ölecekti. Onu iknâ etmeliydim, yapmalıydım. Yoksa ömrüm boyunca ne ben kendimi affedebilirdim, ne de Rolle. Sakin olmam gerekiyordu. Deliler gibi anlatmıştım, tabiki de inanmazdı! Kendimi toplamam gerekiyordu. En azından Eolyn için. Söyleyeceklerini bekledim sessizce. Yüzüne bakmadım. Kafamı ağaçlara çevirdim, incelemeye koyuldum. Güneş, batmak üzereydi. Havada asılı kalmış çemberden yayılan kızıl ışık gözlerime vuruyor, karşımdakinin yüzünü en ufak detayına kadar görmemi sağlıyordu. Ellerimi suratıma yapıştırdım. Böyle bir şey başka bir yolla nasıl anlatılabilirdi ki? Rochelle, konuşmaya başladı. Sesi, ilk cümlelerinde titremişti. Ah,
hadi ama Jennifer! Yapma! Kendinde söyledin, rüyaydı. Hatta buna rüya
demek saçma olur. Kâbus. Akşam yemeğini fazla kaçırmış olmayasın? “
Tam bir aptaldım. Kendimde gördüklerimi söyleyecek cesareti zar zor bulmuştum. Bir de üstüne Rochelle benimle dalga geçmişti. Keşke şu anda cehennemden bir yaratık inseydi de beni yanında götürseydi. Bunu kesinlikle içinde bulunduğum zaman dilimine yeğlerdim. Sakinleşmeyi denedim ama olmadı. Bu kadar küçük düşemezdim. Öfke ateşinin tüm bedenimi sardığını hissedebiliyordum artık. Benimle alay ediyordu ha? Eolyn' e bunu yapmasına izin vermeyecektim. Bunu onun için değil, kendim için yapıyordum. Ruhumu rahatlatabilmek için buna ihtiyacım vardı. '' Peki,'' dedim ayağa fırlayarak. '' Sen bilirsin. Ben seni uyardım. Gerisi sana kalmış. '' Bu işin peşini bırakmayacaktım elbette. Ama peşine takıldığımı filan düşünürse, profesörlere söyleyebilirdi. Ceza almaktan korkmuyordum ama gördüklerim gerçekleşirken başka bir yerde olmam, kimse için hayırlı olmazdı. Sinirli bir şekilde okula doğru yürüdüm, arkama dönüp bakmadım bile. Ona ne büyüsü yapacağımı düşünüyordum. Artık kesinlikle emindim, Rochelle bir şeyler saklıyordu.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Melanie Lawrence
Ravenclaw V. Sınıf
Ravenclaw V. Sınıf


Mesaj Sayısı: 1654
Mücadele Tarafı: Tarafsız.
Sihirsel Soy: Safkan.
Kayıt tarihi: 11/06/09

Bilgiler
Quidditch Mevkiî:
Rpg Puanı:
100/100  (100/100)
Düello Gücü:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Geri: Yakıcı Hisler.   Perş. Ağus. 06, 2009 10:09 pm

Sakinliğini korumak için büyük bir çaba harcıyor olmalı, diye düşündüm. Böyle düşünmeme sebep olan şey, Jenny'nin kısa aralıklarla uzun soluklar alması ve bu soluğu ağır ağır bırakmasıydı. Kıza deli muamelesi yapmıştım, söylediklerini ciddiye almamış, üstelik onunla dalga geçer gibi konuşmuştum. Sonuna kadar haklıydı; ama bir şey demeksizin durmayı tercih ediyordu. Bana aynı şey yapılmış olsaydı, bu kadar sakin olamazdım herhâlde. Öylece duramazdım bile, çabuk sinirlenen biri olarak köpürür, kontrolümü kaybederdim. Tam benden beklenecek bir hareketti hani, kimse Rolle öyle bir şey yapmaz diyemezdi; çünkü yapardım. Jennifer bana bir şey demiyordu belki; ama ben başka biriyle feci bir kavga içersindeydim. Hani şu, ne zaman bir taşa takılıp düşeceğim diye bekleyen ses. Onu yok saymaya çalışmak, beni inanılmaz derece de zor bir duruma düşürüyordu, tam da istediği gibi. Yüz kaslarımı sabit bir şekilde tutabilmek için o kadar kasılmıştım ki, Jenny'nin bana bakmadığı aralıklar da hâkimiyeti bırakıyor, rahatlamaya çalışıyordum. Ancak, tabii ki bunun bir faydası olmuyordu. Gerçekten berbat bir hâldeydim, rüzgârın tenimı okşaması yetmiyordu, gerçi sırtımdan soğuk terler boşalıyordu ya. Nefes almakta zorlaşmıştı üstelik. Jennifer'ın söyleyeceklerinin, kalbimi dağlayacağını biliyordum, ama bilmek, farkında olmak, canımın yanmasını engellemiyordu. Düşünce girdabı beni içine çekmişti, kısa bir an karşımda Jennifer'ı görmeyince şaşırdım. Yoksa, o da musibetli miydi? Yoksa, cisimlenmeyi çabuk mu öğrenmişti? Sorular saniyesinde beynime hücum etti; ama sonradan onun ayağa kalkmış olduğunu anladım. Ayağa kalkmış ve biraz yana kaymış. İnce bir ses tonuyla, ufak sitemini belli etti. Bense sadece durmakla yetiniyordum. Gerke yoktu konuşmaya; çünkü söyleyeceğim her şeyi yanlış anlayacak, beni tanımadığı için ona gıcık olduğumu zannedecekti ve inanmadığımı da biliyormuş gibi davranacaktı artık. Yanımdan rüzgâr gibi geçti resmen, bense yine ağzımı tutamayıp arkasından bağırdım. " Uyardığın için sağol, ama doğru olmayacak, yani umarım. " Benden nefret ediyor olmalıydı, adımları hızlanmış gibiydi; benimde burada daha fazla durmama gerek yoktu. Jennifer'la kavga gibi bir olay yaşamış, Pow'a giderken yakalanmıştım. Benden iyisi bulunmazdı bugün, cidden çok şanslıydım. Çimenlerin üzerinden sıkılarak ayağa kalktım; ortak salon kafamı dinlemek için uygun bir ortamdı. Sıkıntıyla inledim ve beni bekleyen acı olaylardan habersiz, Hogwarts binasına doğru ilerlemeye başladım.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Melanie Lawrence
Ravenclaw V. Sınıf
Ravenclaw V. Sınıf


Mesaj Sayısı: 1654
Mücadele Tarafı: Tarafsız.
Sihirsel Soy: Safkan.
Kayıt tarihi: 11/06/09

Bilgiler
Quidditch Mevkiî:
Rpg Puanı:
100/100  (100/100)
Düello Gücü:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Geri: Yakıcı Hisler.   Perş. Ağus. 06, 2009 10:10 pm

RP BİTMİŞTİR.
- Flood mlood sallamayan, Rolle.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 

Yakıcı Hisler.

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

 Similar topics

-
» Yakıcı Hisler.
» Unutulmuş Hisler

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Phoenix ! ~ Harry Potter Rpg ::  ||| Başlangıç :: RPG İçi-