AnasayfaEski ParşömenSSSKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 o j u f e m i

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Ojufemi d'Estaign
♪ Ressam ♪
♪ Ressam ♪
avatar

Mesaj Sayısı : 106
Doğum tarihi : 13/08/92
Yaş : 25
Mücadele Tarafı : Ben bilmem beyim bilir u__u
Sihirsel Soy : Şahin K olmasından şüpheleniyor
Evcil Hayvanı : Faruk K
Kayıt tarihi : 24/05/11

Bilgiler
Quidditch Mevkiî:
Rpg Puanı:
96/100  (96/100)
Düello Gücü:
0/0  (0/0)

MesajKonu: o j u f e m i   C.tesi Mayıs 28, 2011 8:59 pm


Adı || Soyadı: Ojufemi d'Estaign
Vaftiz Adı: Charlotte
Takma Adı: Oje [İsminin tuhaflığından ve ojeyi çağrıştırmasından kaynaklıdır.]
Kökeni: Fransız
Kan Durumu: Safkan
Özel Yeteneği: Görücü ~En azından adminler yeteneğin ortaya çıkış şeklini değerlendirdikten sonra kesinleşecek~
Konuştuğu Diller: Anadili Fransızca, çocukluğunda öğrendiği, belirgin bir Fransız aksanı ile konuştuğu İngilizce ve az buçuk öğrendiği Latince ile İtalyanca
Doğum Yeri || Tarihi || Saati: Fransa'nın Rennes kentinde sıcak bir yaz günü gelmiştir dünyaya. Ağustos'un 13. gününde o yılın aşırı sıcak olmasının da etkisiyle erken doğmuştur. Gece yarısını bir kaç dakika geçe 'popo şaplağını' yemiştir.
Yaşı: 23
İnancı: Çocukluğunda yanında kaldığı teyzelerinin etkisi ile koyu bir Katolik olmasına karşın büyüdükçe herhangi bir tanrıya olan tüm inançları reddetmiş ve dini tüm safsataların muggle icadı olduğunu savunmaya başlamıştır.
Mesleği || Mesleğindeki Durumu: Ressam ama resim yapmak istemediği ya da resimlerini sergilemek istemediği zamanlarda geçici işlerde çalışabiliyor. Çoğu zaman yaptığı resimleri pek sevmiyor zira yaptığı her resim, açık açık olmasa bile onun için ipuçları ve kehanetler barındırıyor. Bunun yanında oldukça yetenekli ve sevilen bir ressam, her ne kadar ismini pek duyurmuş olmasa bile. Bir kaç sergi açtı bugüne dek ve sergideki resimlerin nerede ise tamamı kehanetlerinden oluştu. Kübizm ve sürrealizmin ustaca karıştırılmış hallerini kullansa da genelde tek başına sürrealist resimler yahur realist resimler de yapar.
Mezun Olduğu Okul ve Bina || Okul Yılları Hakkında Bazı Ufak Detaylar: Normalde Beauxbatons'dan mezun olması gerektiği halde ailesinde yaşanan problemler sonucunda teyzelerinin yanında, İngiltere'de başlamıştır okula. Hogwarts'a gitmiş ve Slytherin binasının olabildiğince en iyileri arasında olmuştur. Okul yıllarında parlak bir öğrenci olmasının yanında 'iksir' dersinden nefret etmiştir, oldu olası. Bunun yanında ailesinden gelen görücülük yeteneği sayesinde kehanet derslerinde başarılı olacağı sanılsa bile aksine onda da pek parlak olamamıştır. Kürede genelde kehanette bulunmayan Ojufemi zaten daha çok Quiditch ile ilgilenmiştir. Ateşli bir taraftar olmakla birlikte arkadaşları arasında çoğu kez bu oyunu da oynamıştır. Bir zamanlar binasının yedek oyuncuları arasında da ter almıştır. Dersleri dışında pek haylaz olmamakla birlikte her zaman yeni büyülere karşı zaafı olmuştur. Üç kez kütüphanenin girilmesi yasak kısmına girmeye çalışırken yakalanmış ve binasından ciddi puanlar düşürülmesine neden olmuştur. Kütüphane olayı dışında bir kez de bekçinin kulübesine büyülü bir sapanla salyangoz atmaktan ötürü ailesine şikayet edilmiş ve gene ciddi cezalar almıştır. Arkadaş çevresi pek olmamasından dolayı sürekli kitaplar okuyup yeni büyüler denemiş ve son sınıfa kadar çoğu büyü sanatında kendisini ciddi anlamda geliştirmiştir.

Güç, ikircikli bir unsurdur; ona hiçbir zaman tam anlamıyla sahip olamazsınız, çünkü ona en çok sahip olduğunuzu hissettiğiniz zamanlarda bile onu kaybedebileceğiniz, bir anda 'herkes gibi güçsüz' düşebileceğiniz korkusuyla titrersiniz. Onu elinizde tutabilmek için sürekli tercihler yapmak zorundasınızdır, üstelik bazen sizi yansıtmadıklarını, ruhunuzla, sizin bile inanmakta güçlük çekeceğiniz kadar derin bir tezat oluşturduklarını bile bile yaparsınız bu tercihleri. Ona öylesine âşık olursunuz ki, hemen hemen her büyük aşkta olduğu gibi bir süre sonra onun sahibi değil kölesi haline gelirsiniz; sırf o sizinle kalsın, sırf başkasının olmasın diye varlığını hep bildiğiniz ve durmaksızın bastırmaya çalıştığınız ne kadar kötücül zaafınız varsa dökersiniz ortaya; çalarsınız, karalarsınız, yakarsınız, öldürürsünüz. Ve sonunda anlarsınız, bir vahşi olma yolunda atılabilecek en masum adım, daha fazla güç islemektir. Ojufemi içinse bu 'vahşi' tabiri ağır olsa da, vahşet yolunda ilerliyor olduğu gerçeği değiştirilemez. Doğduğu andan itibaren 'arada kalmış' olmanın anlamını bilenlerden olduğu için belki, belki iki tarafa da ait olmak istediğinden, gücün her daim kendisine ayrıcalık getireceğinin farkındadır genç kız. Güç, onun için 'kabul görmek'tir. Nihayet bir yere 'ait olmak'tır. Çocukluğundan beri ailesi tarafından terk edilmiş olmanın güçlüklerini çekmiş ve içindeki 'iblisi' bastırmaya çalışmış olsa da benliğini yavaş yavaş olgunlaştırdıkça, bundaki imkansızlığı görmüştür. Aidiyetsizliğin derin uçurumunda sürüklenmiş, bu kaos duygusu, genç ressamın zihninin 'oyunlara' başvurmasına neden olmuştur. İçinde her daim bir melek ve bir iblis barındırdığı hissine yenik düşmüştür. Hele buna bir de 'güç arzusu', sonra da 'daha fazla güç arzusu' karışınca bir tür kişilik bölünmesi yaşayarak, birbirinden habersiz iki kişiliğe sahip olması kaçınılmaz olmuştur. Güç aşkıyla yanıp tutuşan kişiliği, içindeki iblisi serbest bırakmış ve karanlık taraf arasında yer edinmiştir kendisine. Karanlık kişiliği kendisine Darcy takma adını seçerken, bu ismin kendisine gerçekten uyduğunun farkında mıdır bilinmez. Acı çektirmekten hoşlanan sadist ruhlu, yeryüzündeki en üstün kişinin kendisi olduğundan emin olan, kendisinden başka her şeye karşı umursamaz tavırlı Darcy... Çoğu insanın bu tavırlarından hoşlanmasını anlayamamaktadır. Her türlü karanlık özelliği taşımasına karşın 'güç aşkıyla' yanıp tutuşması daha bariz özelliklerdendir. Güç, onun için vazgeçilmezdir, anne ve babasından bile, kendi ruhundan bile daha önemlidir. En başta söylediğim gibi, güce ulaşmak için bir vahşi olma yolunda ilerlemekten çekinmez. Garip tabiatlara sahiptir Darcy, kan görmeyi sever mesela. İnsanların aslında yamyam olduğu görüşünü savunur. Etrafındaki herkese karşı büyük bir mesafe içerisinde yaklaşır. Görünmez, kalın duvarlarını yıktırmaz kimseye, içindeki acıların, ruhunun kanayan yaralarının hırsını başkalarından çıkarır bunun yerine. Kalabalıklardan kaçınır, yalnızlığı sever ve “Mezarda nasıl yalnız yatacaksam kendi içimde de öyle yalnız yaşayacağım...” demekten alıkoyamaz kendini. Garip bir şekilde etrafında ki herkesin saygısını kazanmayı başarmıştır. Bunda kendisini tanıyanlara hem sevinci hem de korkuyu aynı anda tattırmasında büyük etki vardır elbet. Düşünmeden konuşmayı sevmez. Sözlerini daima tartar, ölçer ve öyle söyler. Düşünmeden konuşmanın cezasının sonradan düşünmeye mahkum olmak olduğunu savunur. Gürültüden, çığlıklardan nefret eder. Dünyaya karşı kin besleyen bir duruşu vardır. Üstelik bu kin yalnızca dünyaya ve lianlara karşı değildir. Kendi ırkdaşlarına karşı bir bir tür tiksintiyle yaklaşır. Gözlerinin zehir saçan yeşilinde okunur soğukluğu. Buzdan gölgelerin ardına saklandığını gizleme gereği duymaz. Gerçek kişiliği olan Ojufemi ise... Hani derler ya; "Ölümsüz tanrılar sevdiklerine her şeyi tam verirler. Sonsuz sevinçlerin ve sonsuz acıların tümünü." Ojufemi ise sonsuz acıları yaşayan bir yarı tanrıça edasıyla yaşar. Melek yanının baskın olduğu bu kişiliği bile neşeyi, cıvıltıyı sevmez, sevemez. Sakinlik, ketumluk ve soğukluk, her iki kişiliğine de yapışmış bir kene misali bırakmaz onu. Her daim tanrılar ona en büyük acıları yüklemiş gibi, dibine çekildiği karanlık kuyudan çıkmak için çaba göstermeden yaşar. Gerçekten de tanrılar en büyük acıyı vermişlerdir ona; 'AİDİYETSİZLİĞİ'. Acılar bu yüzden, onun yaşamına anahtar deliklerinden bile girerken o, her gününü maskeler takarak geçirir. Ailesinden kimseyi doğru düzgün tanımadığı için fazla fütursuz büyümüştür Ojufemi. Aidiyetsizliğin tüm imkanlarını kullanmıştır. Ama her şeye rağmen hala özgürlüğüne kavuşamamış birisi gibi hisseder kendisini ve yarı yoldan dönüp özgürlüğüne sahip olmak ister. Yaşamın,harekete geçmeden önce doğru anı beklemekten ibaret olduğunu bilir. Darcy gibi yalnızlığı sevse bile buna pek fırsat bulamaz. İnsanlar arasında kendisinin de 'varolduğunu' kanıtlamak ister. Her insan bütün ana noktalarla kendi başının çaresine bakmak zorunda olduğundan, ne başkasının iç sorunlarına ne de başka insanları özellikle ilgilendiren şeylere karışır. Yalnızca kendi iç dünyasında, kendi ruhunun yaralarıyla alakâdardır. Darcy'den daha merhametli fakat ondan daha soğuktur. Her büyük dehânın kendi gidişi, kendi ifadesi, kendi tonu, kendi sistemi ve hatta kendi kıyafeti vardır. Ve Ojufemi'nin tüm hikayesi şudur: İnsanlar kendi aralarında birbirlerine müsaade etmedikleri şeyi birine müsaade etmişlerdir; yani o insan, Ojufemi, canının istediği her şeyi tam olabilmiştir, alabilmiştir.

Ojufemi Howard d'Estaing. İnsanlara, gözlerini kısarak bakan güzel genç kız. Bazen neşesine, çevresine, yoğunluklarına rağmen derslerindeki başarılarına gıptayla bakınılan, hatta yerinde olmak istenilen, ancak yaşadığı acılar gün yüzüne çıktığında, o olmak için yanıp tutuşmaktan vazgeçinilen kız. Howard adını annesi koyar. Aynı zamanda babasının, büyükbabasının ve büyük büyükbabasının da ismidir bu. Bir kız çocuğuna erkek ismi verilmesi oldukça şaşırtıcı olsa da annesi gibi ilginç bir kadından her şey bekleyen aile üyeleri ses çıkarmamışlardır bu duruma. Muhtemelen annesi de, bunun Howard'da saygınlık getireceğini düşünmüş olmalıdır. Çocukluğundan itibaren de hayatını bir çingene ruhunda yaşamış biraz da deli bir cadıdır. Biraz ahlaksız, biraz haşarı, biraz vurdumduymaz ama sadece 'biraz'. Ama Howard adını kullanmaz o, Ojufemi'dir onun adı. Howard yalnızca uzaklardan gelen yabancı bir kelimedir. Gözlerini kısarak baktığını yazdım birkaç satır ötede. Hayır, kendince gizemli görünmek için filan değil, dünyaya geldiğinde tek gözünün retinası olmadığından. İnsanlara bakışı adeta kendine hastır Ojufemi'nin. İlerleyen yıllarda akıl sağlığıyla ilgili yaşadığı sorunlar arttıkça, kendine özgü olan bu bakışı da aile içerisinde sıkça konuşulmaya başlanacaktır. Aile demişken. Gerçek bir ailesi yoktur onun. Reddetmiştir. Kendilerine hayat verenler tarafından reddedilenleri başkaları da reddeder. Belki alenen yapmazlar bunu. Hatta farkında bile değillerdir 'öteki' belledikelrini reddettiklerinin; ne zaman oluştuğunu bilmedikleri zihin filtrelerinden onları aslında hiç geçirmediklerinin... 'Gerektikçe' konuşurlar onlarla ama fikir alışverişinde bulunmazlar. Seslerini duyarlar ama dinlemezler. Bakarlar ama karşılarında bir karaltıdan başka bir şey görmezler. Kendileri kadar 'gerçek' ve 'var' olduklarını onların da, bir türlü kabullenemezler. 'Eksik' bulurlar onları; kendileri kadar 'tam' olmadıklarına inanırlar içten içe. Yeryüzündeki varlıklarını meşru kılan kağıt parçasında isimleri yazan kadınla erkeğe müteşekkirken sessizce kendilerini 'yalnız' bırakmadıları için, 'yalnız'ları reddedip 'öteki'leştirirler. Kanunlar bile 'lütfen' kabul etmiştir onları çünkü 'yok' sayamayacağından adlarına bir 'kafa kağıdı' düzenleyip vermiştir ellerine. Ve bırakmıştır kendi hallerine. Onlar, reddedilenler, herkesten daha çok 'var' olmak, soluk alıp verdiklerini kendilerini 'yalnız' bırakana veya bırakanlara değil sadece herkese ispatlamak zorundadır bu yüzden. Kendi haline bırakılmışlığın, sahiplenilmemenin, k,msesizlik hissinin, giderek uçuruma dönüşen aidiyet boşluğunun başında korkuyla titremenin 'intikamı'nı almaları gerekir. Bu yüzden var güçleriyle asılırlar hayata; herkesten çok kazımak isterler isimlerini dünyaya. 'Ben varım', 'ben yaşıyorum', 'ben yaşadım' diye haykırırlar yaptıklarıyla. Ojufemi d'Estaign'in yaptığı da biraz budur galiba. Rennes'de başlamıştı 'gayrimeşru' yaşamı. İlişkiye girdiği kadın Elienore Fae d'Estaign ile evlenmeyen İngiliz avukat Howard Dixson'ın, bu beraberlikten dünyaya gelen tek kızıdır. Annesinin ikinci ad olarak babasının ismini verdiğini asla öğrenemeyecektir ama neden babasının değil de annesinin soyismini taşıdığını gayet iyi bilecektir. Sağladığı imkanlarla onu ve annesini Rennes'de en iyi koşullarla yaşatan babasını, o öyşe istediği için tanımamıştır. Ojufemi dört yaşındayken annesinden başka bir kadınla nikah masasına oturan Howard Dixson, ölümünden bir yıl öncesine kadar varlığından haberdar olmalarını istemiyordur kızının ve o ölüme henüz çok vardır. Fakat öyle ki, aşık olduğu adamın başka bir kadınla evlenmesini sindiremeyen Elienore, kızını İngiltere'ye, kızkardeşlerinin yanına gönderdikten sonra intihar etmiştir. Ne trajik... Ne annesi kızı için yaşamayı tercih etmiş ne de babası kızını görmek istemiştir... Ve bunca yıl teyzeleriyle yaşamıştır Ojufemi, bir oyun küpü gibi... Mutsuz çocukluğunun yanında bir şey daha vardır, annesinin atalarında bulunan ve kendisine de geçen 'şizofren' denilen rahatsızlıkla yüzleşmek zorunda kalacaktır ilerleyen zamanlarda. Fakat bu zaman geldiğinde annesi yanında olmayacağından şaşkın bir şekilde, kolu kanadı kırık, fakat yine de büyük bir olgunlukla karşılayacaktır her şeyi. Annesi ona sadece şizofreniyi de bırakmamıştır ayrıca. Eski bir aile geleneği olan 'görücülük' yeteneğini de bırakmıştır. Zaten ailenin salt bu yetenek yüzünden lanetlendiği de söylenir. Ama yine de başaçıkacaktır Ojufemi, her zaman yaptığı gibi.
|| Liderlik onun için doğuştan gelen bir şeydir. Bir şeyleri organize etmeyi sever ama çoğu zaman üşendiği için bunu yapamaz.
|| Çift kişiliklidir ve bunu kimseye söylemez. İkinci kişiliği melek gibidir. İnsanlar iki farklı karakterini de gördüğü için dengesiz olarak adlandırabilirler.
|| Balık, kuş gibi hayvanları sevmez. Daha çok sevebileceği, oynayabileceği hayvanları sever.
|| Resimlerinde asla 'beyaz' rengini kullanmaz.
|| Sebze yemeklerinden tiksinir.
|| Fransız aksanı ile dalga geçilmesinden nefret eder.
|| Saçlarına karşı büyük bir zaafı vardır ve saçlarına en ufak zarar veren bir kişiye lanet uygulamaktan çekinmez.
|| Kadifeye alerjisi vardır. Yanında kadife giyen birinden uzaklaşır.
|| Çok bilmişlerden yahut gruplaşan, taraf tutan insanlardan 'nefret' eder.
|| Sıradanlığı sevmez. Sıradışı ilişkilerin insanıdır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Ojufemi d'Estaign
♪ Ressam ♪
♪ Ressam ♪
avatar

Mesaj Sayısı : 106
Doğum tarihi : 13/08/92
Yaş : 25
Mücadele Tarafı : Ben bilmem beyim bilir u__u
Sihirsel Soy : Şahin K olmasından şüpheleniyor
Evcil Hayvanı : Faruk K
Kayıt tarihi : 24/05/11

Bilgiler
Quidditch Mevkiî:
Rpg Puanı:
96/100  (96/100)
Düello Gücü:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Geri: o j u f e m i   C.tesi Mayıs 28, 2011 9:00 pm




|| Alojz Czekaj ||
|| Ömrümü Yedi Bitirdi ||
Bu çocuk... Bu küçük, bilmiş, kafayı yemiş çocuk... Gerçekten cinnet geçirmeme ve üstüne bir lanet göndermeme ramak kalmıştı. Ailesi beni ona sanat dersi vermem için tuttuğunda onun diğerleri gibi normal bir çocuk olduğunu düşünmüştüm. Ona özellikle uzman olduğum resim sanatının yanında sanat aritmansisini de öğreterek hata mı yaptım bilmiyorum. Bel ve kalça oranları, doğurganlık oranları... Hayır efendim, bunları ona direk olarak ben öğretmedim. Tamam resim çizerken baş, gövde orantılarını öğrettim ama onun bu kadar ayrıntıya gireceğini düşünmemiştim. Hadi bunları geçtim. Her şeyin nedenini soruyor. "Neden burnunu böyle yaptık?" "Neden mavi rengini kullandık?" "Peki neden gökyüzü mavi?" İnanır mısınız bir keresinde bana "İnsanlar hücrelerden oluşurmuş. Peki, hücreler ne renk olur?" diye sordu. Ah! Kesinlikle bu velet benim ömrümü çürüttü.

xoxoxoxoxoxoxoxoxoxoxoxoxoxoxox



|| Kathleen Maria Ivanova ||
|| Yanlış Yer Yanlış Zaman ||
Sevimli bir kız olduğunu kabul etmem gerek. Aynı dönemdeydik, ayrı binalarda. Gryffindor ve Slytherin bizim dönemimizde daha hırslılardı ve açıkçası birbirimizden pek haz etmezdik. Belki başka bir yerde ve zamanda olsaydık ya da zamanımızda binalarımıza göre davranıp başka binalara düşman olarak bakmasaydık, dost olmasa bile bu denli soğuk da olmazdık birbirimize. Gerçi benim onunla olan tek ilişkim bu değil. O Darcy ile de tanıştı. Gerçi onun ben olduğumu sandı ama gerizekalı ikinci kişiliğim kendini ona gösterdi. Uzun sohbetler edişlerini, dedikodularını anımsıyorum. Elbet ertesi gün kendi benliğime kavuştuğumda ona yüz vermeden çekip gitmişliğim yok değil. Salt Darcy onunla konuştu diye kendi binamdakiler tarafından dışlanamam. Ona gre sadece dengesizin teki olmalıyım. Umarım çift kişilikli olduğumu anlamamıştır. Arada karşılaşıyoruz ve laflıyoruz tabii. Eh! Sevsem de sevmesem de eski günleri yad etmek hoşuma gidiyor.


En son Ojufemi d'Estaign tarafından Cuma Haz. 03, 2011 2:06 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Alojz Czekaj
Ravenclaw VI. Sınıf
Ravenclaw VI. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 95
Evcil Hayvanı : Tembel hayvan, hayvanın peşinden koşarken ve onu beslerken harcadığı zamana acıyan biri olarak en zahmetsiz hayvanı seçmesi doğaldır.
Kayıt tarihi : 28/05/11

Bilgiler
Quidditch Mevkiî:
Rpg Puanı:
90/100  (90/100)
Düello Gücü:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Geri: o j u f e m i   Paz Mayıs 29, 2011 8:46 pm

Sen benim karakterin özelliklerini biliyorsun, sonuçta soru yanıtlarını okudun. Gene de unutmuşsundur diye yazayım. Karakterim tam binasının adamı. Öğrenme hırsı büyük bir açlık ve büyü dünyası onun için çözülmesi gereken kocaman bir bilmece. Elde olanlar ona yetmiyor, yeni şeyler bulmak istiyor. (Mucit gibi bir şey) Tabi bu özellikleri taşıan herkes gibi insan ilişkilerinde kendini geliştirmeyi unutuyor. Otizmli falan değil ama bu konuda çok kıt kaldığından insanların duygularını ve hallerini anlamıyor. Düz ve keskin tepkilerle karşılaşırsa durumu idare ediyor. Ancak çok karmaşıklaştığında kafası karışıyor. (yani mümkünse sinirli kahkahalar, sevinç gözyaşları olmasın onun yanında birinde sevindiğini, diğerinde üzüldüğünü düşünür direk, kinayeden asla anlamaz) Konuşmaları da neredeyse anlaşılmazdır aritmansi ve gezegenlerle falan alakalı olduğundan. Geleceği değil, gizemleri görmek için kehanetle ilgilenir falan filan.

İkonu da sen bul artık. Uğraştırma beni u.u
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://phoenix-ro.forumsline.com/t7561-yedisibirarada#171933
Kathleen Maria Ivanova
Uluslararası Sihirsel İşbirliği Dairesi Çalışanı
Uluslararası Sihirsel İşbirliği Dairesi Çalışanı
avatar

Mesaj Sayısı : 17
Doğum tarihi : 15/03/91
Yaş : 26
Mücadele Tarafı : ZAY
Sihirsel Soy : Safkan
Kayıt tarihi : 24/05/11

Bilgiler
Quidditch Mevkiî:
Rpg Puanı:
90/100  (90/100)
Düello Gücü:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Geri: o j u f e m i   Perş. Haz. 02, 2011 9:54 pm

Özel bir nedeni yok. Aynı dönemdeniz ve ben Gryffindor'dandım. Karanlık ve hırslı karakterin bana hep itici gelmişti. Tüm sivrilen özelliklerin bir yana belki bu hırslı hallerimizle çok iyi arkadaş bile olabilseydik binalarımızın ezeli rekabeti ve senin bu karanlık yönün olmasaydı. Olumsuzuz. Rp yapabiliriz herhangi bir zaman istediğinde Wink

Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Ojufemi d'Estaign
♪ Ressam ♪
♪ Ressam ♪
avatar

Mesaj Sayısı : 106
Doğum tarihi : 13/08/92
Yaş : 25
Mücadele Tarafı : Ben bilmem beyim bilir u__u
Sihirsel Soy : Şahin K olmasından şüpheleniyor
Evcil Hayvanı : Faruk K
Kayıt tarihi : 24/05/11

Bilgiler
Quidditch Mevkiî:
Rpg Puanı:
96/100  (96/100)
Düello Gücü:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Geri: o j u f e m i   Cuma Haz. 03, 2011 1:51 pm

Yalnız şu var, Oje çift kişilikli, öbür kişiliği melek ötesi bir şey. Yani okulda o kişiliğe denk geldiğinde seninle çok iyi sohbetler de etmiş olabilir. Fakat ertesi gün seni görmezden gelir falan. Ona gre ekliyorum beybi *-*
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kathleen Maria Ivanova
Uluslararası Sihirsel İşbirliği Dairesi Çalışanı
Uluslararası Sihirsel İşbirliği Dairesi Çalışanı
avatar

Mesaj Sayısı : 17
Doğum tarihi : 15/03/91
Yaş : 26
Mücadele Tarafı : ZAY
Sihirsel Soy : Safkan
Kayıt tarihi : 24/05/11

Bilgiler
Quidditch Mevkiî:
Rpg Puanı:
90/100  (90/100)
Düello Gücü:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Geri: o j u f e m i   C.tesi Haz. 04, 2011 3:46 pm

Tamamdır beğendim Smile
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
o j u f e m i
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Phoenix ! ~ Harry Potter Rpg :: ||| Karakterini Yarat :: Karakter Geliştirme :: Kimlikler-
Buraya geçin: