AnasayfaEski ParşömenSSSKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Bir Paris Gecesi

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Darchelle Sébreux
Şifacı
Şifacı
avatar

Mesaj Sayısı : 78
Doğum tarihi : 04/07/94
Yaş : 23
Mücadele Tarafı : Karanlık
Sihirsel Soy : Safkan
Kayıt tarihi : 02/08/11

Bilgiler
Quidditch Mevkiî:
Rpg Puanı:
98/100  (98/100)
Düello Gücü:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Bir Paris Gecesi   Paz Ağus. 14, 2011 8:16 pm

Darchelle Sébreux ve Dan McCarthy arasındadır.

Paris. Aşk şehri. Ah, benden ne kadar da uzaktı aşk. Yıldızlar bile ondan daha yakın gözüküyor. Hatalı olduğum bir ilişki olsa bile bitmesi benim suçum değildi. Kafamı dağıtmak için seçtiğim şehir hatalıydı. Burada bir şeyleri unutacağıma daha çok hatırlıyordum. Bu geceden sonra eve dönmem gerekliydi. John’u unutmak yerine her anımızı gözümün önüne getiriyordu. Bu sokaklarda yürümek benim için hareketli bir sergi gibiydi. Şu el ele olan çift ne kadar da tatlıydı. Aşkın mutluluğu ile kıvrılan dudaklarından gülümsemeleri bir an eksik olmuyordu. Erkek, yürürken ansızın kadınını kendine çekti. Dudaklarına yapıştı. Ah, daha fazla bakamazdım buna. John ve benim kopyalarımızı bırakmışız gibi hissederek adımlarımı hızlandırdım. Kendime acı çektirmeme gerek yoktu, o bana yeterince çektirmişti zaten.

Saçma düşüncelerimden uzaklaşmam lazımdı, Paris’in ışıltılı sokaklarını geride bırakarak biraz daha karanlık olan bir sokağa daldım. Yürüyüşümün eski temposuna dönmüştü. Yolun iki tarafına dizilmiş olan barların arasında birini seçmeye çalıştım. Bazıları o kadar canlıydı ki, çiftleri seyretmek zorunda kalacağımı biliyordum. Onların yerine yolun en sonundakini tercih ettim. Karanlıktı, aşıkların olmayacağı bir yere benziyordu. Üstelik sokağa yayılan müziği de güzeldi. Kapıdaki görevliye hiçbir tepki göstermeyerek içeri girdim. Siyah ve gri tonları ile döşenmiş hoş, sade bir bardı. Dışarıdan göründüğü kadar kasvetli ya da kötü değildi ama tam tahmin ettiğim gibiydi. İçeri de sadece bir çifti vardı ve de dikkatli bakılmazsa görülemezlerdi. Adeta bukalemun olmuşlardı. Diğer muggleları inceleyerek bara doğru ilerledim. Barın sonunda oturan bir adam vardı sadece. Diğer müşteriler masalarda ya da özel odalarda olmalılardı. Barın en sonundaki koltuğa otururken barmen de bana doğru yaklaşıyordu. Yakışıklı sayılabilirdi. Onun sorusunu beklemeden ben cevap verdim. “Vişne votka, lütfen.”O içkimi hazırlarken ben arkasındaki aynadan kendime bakmakla meşguldüm. Uzaktan bakan biri aşk acısı çektiğimi düşünmezdi. En azından elbiseme ve saçıma bakan biri bunu düşünemezdi. Lacivert, dizlerimin biraz üzerindeki elbisem, dantelli kırmızı topuklularım, kırmızı el çantamla güzeldim. Güzelden öteydim. Saçım her zamanki gibi açıktı, omuzlarımdan sarkıyordu. Aynadaki siluetime gülümserken barmen araya girdi ve içkimi bırakıp gülümsedi. Etkilendiği belli oluyordu. Umursamadım. Bardağın ağzının üzerinde parmaklarımı gezdirmeye başladım. Bu gece sarhoş olacaktım. Bunu istiyordum.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Dan McCarthy
Kurtadam & Kaliteli Quidditch Malzemeleri Dükkanı Sahibi
Kurtadam & Kaliteli Quidditch Malzemeleri Dükkanı Sahibi
avatar

Mesaj Sayısı : 86
Doğum tarihi : 23/12/94
Yaş : 23
Mücadele Tarafı : Karanlık Taraf!
Sihirsel Soy : Safkan
Evcil Hayvanı : Pati Yavru Köpeğim =)
Kayıt tarihi : 22/07/11

Bilgiler
Quidditch Mevkiî: Vurucu
Rpg Puanı:
85/100  (85/100)
Düello Gücü:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Geri: Bir Paris Gecesi   Paz Ağus. 14, 2011 9:39 pm

İnsan yalnız kaldığı zamanlarda bütün hayatını gözden geçirir. Bazı anılar vardır. Kimileri iyi, kimileri kötü! Bu klasik bir olaydır. Kitaplar insanları aldatmayan en büyük arkadaştır. Kimi kitaplar kalpleri etkiler, kimi kitaplar sadece düşündürür. Ben düşündüren kitaplardan hiç haz etmem. Kitaplarda bazı karakter vardır. Bu karakterler bazen insanın kişiliğini belirler. Bazende sadece kitaplarda kalır. İnsanın bir çok hayali vardır. Hayaller başa beladır. İşin aslına gelirsek her şeyin iyi yada kötü sonuçları vardır. Yalnızlık insana her şeyi ama her şeyi yaptırabilir. Kimisini kökten etkiler kimisinde etki bile yapmaz. Buradan müziğe nasıl bağlarım bilemiyorum. Ama insanı rahatlatan tek şeyse müziktir. Müzik rahatlatır. Odaklanman da yardımcı olur. Kimisi aşık olur ve müzik türünü slow'a çevirir. İşte asıl konumuz bu Paris'teydim. Yani aşıklar şehrinde. Hayatımı belirleyeceğim. Düşünmek için bol zamanım olacak burada. Yeğenlerimden belkide uzaktayım. Bu aralar orta yaş krizlerindeyim sanırım. Huzurun olduğu, aşkın olduğu bir şehirdeyim. Hayat dalgası beni Paris'e vurmuştu. Ölü yada diri Paris'teydim.

Güneş ışıklarını kaybettiği zamandaydım. Balkonda sallanan sandalyemde kahvemi içiyordum. Denizle gökyüzünün birleştiği yerden güneşin batışını izliyordum. Güneş kahvemi bitirdiğimde batmıştı. Ayağa kalktım. İçeri girdim. Klasik yatak odama göz gezdirdim. Dolabıma yürüdüm ve bugün ne yapabilirim diye düşünmeye başladım. Sonuçta gittiğim ortama ayak uydurmak için düzgün giyinmeliydim. Bir duş almaya ve o sırada düşünmeye karar verdim. Duşa girdim ve çıktım. Bu akşam bara gidecektim. Sıkıntılarımdan bu şekilde kurtulmayı denemeliydim. Siyah gömleğimi ve altına da beyaz kumaş pantolonumu giydim. Yatak odasından çıktım ve iki yana ayrılan ve katlarda birleşen merdivenlerden inmeye başladım. İkinci kattaydım. Bir merdivenlerden hızlı bir şekilde iniyordum. Birinci kattan geçerken hizmetçimin yanına koştum ve o tombul yanaklarını sıkarak öptüm. " Ev sana emanet! Sende tanrıya emanetsin güzelim!" Dedim ve merdivenlere geri geri yöneldim. Hizmetçimin önce şaşırıp sonrada gülümseyerek bana selam çaktığını gördüm ve önümü döndüm zemin kata doğruca indim. Kapıyı açtım. Aklıma garajın anahtarı geldi. Cebimi yokladım cebimde yoktu geriye döndüm ve zemin katın salonunun yanındaki fortmantodan garajın anahtarını aldım. Kapıdan çıktım ve kapıyı kapattım. Garajı açtım ve mühteşem Lamborghinime bindim. Gazı kökledim ve geriye doğru geldim. Kaldırımda süper bir kaydırışla arabayı yola çevirdim. Artık yoldaydım elimi camdan çıkarttım ev garajın düğmesiyle garajı kapattım. Işıklı sokaklarda ilerliyordum. Gözümün önüne süper bir bar geldi. Arabayı park ettim ve bara girdim. Mugglar burada içmekten haz alıyorlardı. Birde ne göreyim. Müşteri masasında oturmuş büyücü olan ve adını duyurmuş şifacı Darchelle vardı. Bu kadını sadece şifacı kıyafeti içinde görmek klasikti. Fakat serbest kıyafeti içinde bu kadar büyüleyici bir kadın olamazdı. Yalnız başına oturmuş vodka vişnesini yudumluyordu. Ayakalarım beni onun yanına götürüyordu. Yanına gittim ve oturdum. Çok güzeldi. Sanırım vurulmuştum. Barbara'dan sonra sanki ilk kez böyle bir şey yaşıyordum. Barbara'da bile bu kadar etkilenmemiştim. Kafamı bir an olsun o güzel yüzünden çevirdim ve barmene döndüm. " Bir vodka vişnede ben alıyım. Bayana belki eşlik edebilirim." Dedim ve gülümsedim. Aslında ilk kez böyle bir şey yapıyordum. Yani ilk kez barda bir kadınla yakınlaşıyordum.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Darchelle Sébreux
Şifacı
Şifacı
avatar

Mesaj Sayısı : 78
Doğum tarihi : 04/07/94
Yaş : 23
Mücadele Tarafı : Karanlık
Sihirsel Soy : Safkan
Kayıt tarihi : 02/08/11

Bilgiler
Quidditch Mevkiî:
Rpg Puanı:
98/100  (98/100)
Düello Gücü:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Geri: Bir Paris Gecesi   Paz Ağus. 14, 2011 10:33 pm

Barın müziği içinde ayak seslerini duymak her zaman güçtür. Bu yüzden yanına gelen bir yabancı sen itiraz edemeden sana yaklaşabilir. Hatta fark etmediğin için karşılık verdiğini sanırlar. Çoğu kalın kafalıdır. Asalı ya da asasız olmaları bir şeyi değiştirmez. Erkek, erkektir. Bunu yapmaya teşebbüs eden biri yanıma oturmuştu ama ben onu barın arkasındaki aynadan görmüştür. Yakışıklı sayılabilirdi. Esmerlere karşı özel bir ilgim olmadığı halde beğenmiştim. Kaslı vücudu çoğu kadını etkilemede kullanılabilirdi. Ben etkilenmemiştim. Spor salonunda fazla vakit harcamış biriydi. Yanıma oturmasına aldırmadan içkimi içtim. Boş bardağı barmenin olduğu tarafa uzatırken o da içkimden istedi. Sözde, bana eşlik edecekti.

Bu geceyi tek başıma geçirip John’u tamamen aklımdan atacağımı düşünmüştüm. Bunu yapmak zorundaydım. Boş bardağımın farkına varan barmen soru soran gözlerle bana bakıyordu. “Evet, lütfen.” Gecenin sonunda kaç tane içki içtiğimi hatırlamamayı umuyordum. Yanıma oturan kim olduğu belirsiz olan adam da benim içkimden söyledi. Aynadaki yansımasına baktım. Az önceki düşüncelerim saçmaydı. Gerçekten etkileyici ve asil biri gibi duruyordu ancak korkunç bir yanı varmış gibi hissetmiştim. Barmen ikimizin de içkilerini aynı anda servis ettikten sonra sırıttı. Yüzündeki aptal sırıtış sanki bana – bırak bu hallerini, adamdan etkilendiğin belli.- diyordu. Bunu düşünmemeye çalışarak ortadaki çerezlere uzandım. Bademi her zaman sevmiştim. Bademi dudaklarıma götürürken bir an durdum. “Çok fazla kendine güveniyor gibisin.” Bademden sonra içkimi bir kez daha kafama dikerek bitirdim. Boş bardağı yeniden barmene yaklaştırdım ve devam ettim. “Kaslı olmak işe yarıyor mu, bari?” Evet, yakışıklı olabilirdi ama ben de çabuk pes etmezdim. Ayrıca, madem yalnız kalamayacaktım biraz eğlenebilirdim. Sandalyemi ona doğru döndürdüm. Dudaklarım kıvrıldı, bu gülümsemenin çekici olduğunu biliyordum. “Bence yaramıyordur.”

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Dan McCarthy
Kurtadam & Kaliteli Quidditch Malzemeleri Dükkanı Sahibi
Kurtadam & Kaliteli Quidditch Malzemeleri Dükkanı Sahibi
avatar

Mesaj Sayısı : 86
Doğum tarihi : 23/12/94
Yaş : 23
Mücadele Tarafı : Karanlık Taraf!
Sihirsel Soy : Safkan
Evcil Hayvanı : Pati Yavru Köpeğim =)
Kayıt tarihi : 22/07/11

Bilgiler
Quidditch Mevkiî: Vurucu
Rpg Puanı:
85/100  (85/100)
Düello Gücü:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Geri: Bir Paris Gecesi   Ptsi Ağus. 15, 2011 1:23 am

Barın karanlık içindeki tek tük ışıkları gözümü almaya yetmiyordu. Darchelle'ye öylece bakıyordum. Barmen Darchelle'ninde isteğiyle bardağını bir daha doldurdu. Sırıtıyordu. Darchelle yanına oturmamdan biraz memnun birazda şikayetçi gibi davranıyordu. Barmenin gülmesi onaydı. Sanki etkilendin adamdan niye surat yapıyorsun der gibi bir hali vardı barmen'in. " Hey! Barmen bak sana ne diyeceğim dostum! Bak önüne ve işine bak! Anlıyor musun? Doldur şu bardağı." Sert davranışım onu sinirlendirebilir miydi bir an düşündüm. Tanrım bir an için barda olduğumu bile unutmuştum. Barın ne müziğini duyurdum nede yanıp sönen spotların farkındaydım. Kendimden geçmiştim. Ölüyor muydum? Saçamalayaıp kesip Darchell'ye geri dönmeliydim. “Çok fazla kendine güveniyor gibisin.” Bu ses Darchelle benimle konuşuyordu. Bir anda kendime geldim. Kafamı ona çevirdim ve o güzel yüzüne bakmaya devam ettim. Bir badem yedi ve tekrar dikledi bardağı. Hızlıydı. “Kaslı olmak işe yarıyor mu, bari?” Kaslı olduğumu düşündüğü kesindi. Aslında bu kadar kaslı olmaktan pekte memnun değildim. Bana bu sözü söylemesinden sonra onun direk dudağına yapışmak geldi içimden. Ağır olmalıydım. Aşık oluyordum. Bundan emindim. Dudaklarını kıvırdı ve gülümsedi. Bu kez gerçekten sanki beni zıvanadan çıkarmak istiyordu. “Bence yaramıyordur.” Yaramadığını nereden biliyordu. Bence bilmiyordu. Bol keseden sallıyordu. Umurumda değildi. Ben o güzel yüzüne bakmakla meşguldüm çünkü. Daha fazla dayanabilir miydim bilmiyordum. Aklımdan neler geçiyordu. Kendime bir tokat attım ve barmene bir vodka daha vermesini söyledim. Vodka gelir gelmez dikledim ve tekrar doldurmasını söyledim. Sonra kafamı Darchelle'ye çevirdim ve konuşmaya başladım. " Bak ne diyeceğim güzel ve çekici şifacı! Tamam kaslı olabilirim. İşime yaramıyor değil ama... Lanet olsun ben sana neden bunları anlatıyorum ki? Sen güzelsin Darchelle. Hemde çok güzelsin!" Ağzımdan çıkanlar resmen kontrolüm dışındaydı. Kafamı döndürdüm ve bardağımı tekrar kafama dikip barmene doldurması için işaret yaptım. Aslında bunu her seferinde yapmak neden. " Barmen şişeyi getir dostum!" Çok fazlamı alkol alıyordum. Kesinlikle bir fikrim yoktu. Darchelle'ye baktım kesinlikle daha sarhoş değildim. Elini tuttum ve öptüm. Amacım neydi bilmiyorum ama sarhoş değildim. Aslında öyleydim. Aşk sarhoşluğuydu bu. Aynı şeyi Barbara'dada yaşamıştım.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Darchelle Sébreux
Şifacı
Şifacı
avatar

Mesaj Sayısı : 78
Doğum tarihi : 04/07/94
Yaş : 23
Mücadele Tarafı : Karanlık
Sihirsel Soy : Safkan
Kayıt tarihi : 02/08/11

Bilgiler
Quidditch Mevkiî:
Rpg Puanı:
98/100  (98/100)
Düello Gücü:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Geri: Bir Paris Gecesi   Ptsi Ağus. 15, 2011 2:27 am

"Bak ne diyeceğim güzel ve çekici şifacı! Tamam kaslı olabilirim. İşime yaramıyor değil ama... Lanet olsun ben sana neden bunları anlatıyorum ki? Sen güzelsin Darchelle. Hem de çok güzelsin!" Ah, klasik iltifatlar. Sanırım erkeklerin gizli bir kitabı var ve hepsi ergenliğe girdikten sonra o kitabı ezberliyor. Her erkek aynı lafları kullanarak bir kadını elde edebileceğini düşünüyor. Bazı kadınlar, kolay kadınlar bu yargıyı güçlendiriyor ve anında teslim oluyor. Ben öyle değilim. Üstelik şu an başka birini seviyorum ve hala onu istiyorum. “Güzel olduğumu biliyorum, teşekkür ederim.” Pek memnun olmayan bir şekilde gülümsedim. Şişeyi istemesi mantıklı bir hareketti. Çünkü o da benim gibi çok içeceğe benziyordu. Umursamaz bir tavırla kendime de içki doldurmak üzereyken elimi tuttu. Öptü. İyici sınırları zorlamaya başlıyordu. Dudakları tenimle temasını kestiğinde sinirlenmiştim. Fazla ileri gidiyordu. Ayrıca gözden kaçırdığım bir ayrıntı vardı. Beni nasıl tanıyordu ki? Benimle Fransızca değil, İngilizce konuştuğunu bile ancak fark edebilmiştim. Beni tanıyan ama benim onu tanımadığım bir asalı vardı. Elimi geri çektim. Tepki vermemeyi tercih etmiştim. “Beni nereden tanıyorsun ki? Ben seni tanıyorsam bile hatırlamıyorum.”

Dürüst olmak gerekirse hatırlanmak hoşuma gitmişti. Herkesin giderdi. Karşısındakinin kim olduğu önemli olmaksızın bu geçerliydi. Tanımadığım cüretkâr büyücü kadehini yeniden doldururken uyarma gereği duydum ama vazgeçtim. Sarhoş olabilirdi, eğer bana bulaşmayacaksa bir sorun teşkil etmezdi. Gerçi gidişata bakılırsa öyle olacağını sanmıyordu. Bu adam başıma bela olabilirdi ancak ne tür bir bela bunu kestiremiyordum. Sağ elimi, yani onun tarafımdaki elimi ondan biraz uzaklaştırma amacıyla içkimi yeniden fondip yaptım. Kaçıncı olmuştu, bu? Sayısı şimdiden unutmuştum. Ah John. Ne hallere düşürmüştün beni. “Fazla cüretkarsın. Bunun hoşuma gittiğini söyleyemeyeceğim. Ayrıca sarhoş olmadın daha değil mi? Bu kadar çabuk olamaz yani, bu kadar az içkiyle. Eğer öyleyse sadece bir kas yığını olduğunu düşünürüm.” Her zamanki gibi davranmıştım. Aklıma gelenleri birbiri ardına, anlamsız bile olsa sıralamıştım.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Dan McCarthy
Kurtadam & Kaliteli Quidditch Malzemeleri Dükkanı Sahibi
Kurtadam & Kaliteli Quidditch Malzemeleri Dükkanı Sahibi
avatar

Mesaj Sayısı : 86
Doğum tarihi : 23/12/94
Yaş : 23
Mücadele Tarafı : Karanlık Taraf!
Sihirsel Soy : Safkan
Evcil Hayvanı : Pati Yavru Köpeğim =)
Kayıt tarihi : 22/07/11

Bilgiler
Quidditch Mevkiî: Vurucu
Rpg Puanı:
85/100  (85/100)
Düello Gücü:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Geri: Bir Paris Gecesi   Ptsi Ağus. 15, 2011 3:07 am

Bu lafları ezbere dediğimi düşünür gibi bir ifade vardı yüzünde. Bana inanmıyordu. Bunu ona nasıl kanıtlayacaktım. Elini öptüğümde geri çekmişti. Çok içiyordu. Dayanamadım ve büyük bir bardak istedim barmenden. Vodkayla doldurdum. Dikledim. Hafiften tiksindim ama iyiydim. Neden bunları yaşıyordum. Bir an duraksadım ve kendime bir tokat attım. Kendime gelmeliydim. Kafam daha iyi değildi ama kendimi iyi hissetmiyordum. Aklına gelenleri ardına koymuyordu. “Fazla cüretkarsın. Bunun hoşuma gittiğini söyleyemeyeceğim. Ayrıca sarhoş olmadın daha değil mi? Bu kadar çabuk olamaz yani, bu kadar az içkiyle. Eğer öyleyse sadece bir kas yığını olduğunu düşünürüm.” Artık tamamen sarsılmıştım. Oturduğum yerden sakince kalktım ve hesabı fazlasıyla ödedim. Darchelle kalıp içebilsin diye fazladan parada bıraktım. Yavaşça bardan çıktım arabaya yöneldim. Gidemeyecektim. Sarsılmıştım. Neler olduğunun farkında bile değildim. Neden böyle yapmıştım? Onun gözünde bir kas yığını bir adam izlenimini neden bıraktım. Anlamıyorum neden?! Daha fazla yürüyemezdim. Biraz ilerde ki kaldırıma oturdum. Silkelendim. Kendime gelmeliydim. Hayatımı gözümün önünden geçirdim bir an. Yeğenlerim o kadar sıkıntıyı atlattıktan sonra onları yalnız bırakmış Paris'e gelmiştim. Ne yapıyordum. Aklım karman çorman olmuştu. Neden yaşıyordum ki bunları. Barın önündeki görevli geldi ve bana baktı. "İyi misiniz efendim? Arabanızı getirelim mi?" İyimiydim. Kesinlikle değildim bu halde araba kullanabilir miydim? Lanet! " İyiyim. Getirin arabamı!" Dedim ve anahtarı görevliye verdim. Bir anda çıldırmış gibi oldum. Onu orada bırakıp gidecek miydim? Sinirlendim. Bara daldım ve tekrar Darchelle'nin yanına gittim. Bu sefer ciddiydim. " Sana aşık oldum! Bunu anlıyor musun?" Onun bir şey demesini beklemeden bardaki çığlıkları aldırmadım ve Darchelle'yi omzuma aldım. Bardaki görevlileri asayla çaktırmadan sersemlettim ve kapıdan rahatça çıktım kapımın önünde arabam duruyordu ve anahtar arabanın anahtar yerindeydi. Motor çalışır durumdaydı. Direksiyonun yanında olan koltuğun kapısını açtım ve hızlı bir şekilde Darchelle'yi oraya koydum. Kapıyı kendim binene kadar kilitledim ve hızla bende ön taraftan öbür tarafa geçerek arabaya bindim. Kapıları kilitledim ve Darcehelle'ye döndüm. " Bugün burada ve benimlesin!" Sabrım kalmamıştı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Darchelle Sébreux
Şifacı
Şifacı
avatar

Mesaj Sayısı : 78
Doğum tarihi : 04/07/94
Yaş : 23
Mücadele Tarafı : Karanlık
Sihirsel Soy : Safkan
Kayıt tarihi : 02/08/11

Bilgiler
Quidditch Mevkiî:
Rpg Puanı:
98/100  (98/100)
Düello Gücü:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Geri: Bir Paris Gecesi   Ptsi Ağus. 15, 2011 3:08 pm

Sözlerim üzerinde etki bırakmışa benziyordu. Oturduğu yerden kalktı ve uzaklaştı. Hesabı ödemesine ya da daha fazla bırakmasına sinirlenmiştim ama tepki göstermedim. Yeterince etkilenmişti. Artık gidebilirdi. O barın karanlığında kaybolurken arkasından bile bakmamıştım. Beni anlaşıldığına göre sadece uzaktan tanıyordu, elde edemeyeceğini öğrenince de gitmeyi tercih etmişti. Mantıklı bir hareketti, aslına bakılırsa. Barmenin şaşkınlığı da bakışlarına yansımıştı. Umursamazca dudaklarımı kıpırdattım. “Bazı erkekler gitmeleri gerektiği zamanı biliyor. Bir tane daha lütfen.” Barmen içkimi uzatırken aynadan geri geldiğini gördüm. Adını bile bilmiyordum. " Sana aşık oldum! Bunu anlıyor musun?" Aşık mı? Gülmemek için kendimi tuttum çünkü sinirli gözüküyordu. Beni tanımayan birinin bana aşık olması gülünçtü ve başıma ilk kez gelmiyordu. Üstelik ben ilk görüşte aşk denen zımbırtıya inanmazdım. Hala da inandığım söylenemez. Asasını çıkarttığını görmüştüm. Durduğu açıdan dolayı da sadece ben görebilirdim. Aşkın kendini ifşa etmek kadar önemli olmadığını biliyor olmalıydı. Ben bunları düşünürken o beni aniden kaldırdı ve omzuna attı. Hayatımdaki en sinirlendiğim ve şaşırdığım anlardan biriydi. "Bırak beni. Bırak dedim!" Bunları duymuyordu bile, üstelik tek bağıran ben de değildim. Bardaki birkaç muggle korkmuş kız da bağırıyordu. Çevrede bu kadar muggle varken büyü de yapamazdım. Bardaki görevlilerin hiçbir şey yapmaması büyük ihtimalle kafa karıştırma büyüsüne maruz kalmışlardı. Onun omzundan ve sıkı tutuşundan kurtulmaya çabalıyordum ama kaslarının bir işe yaradığı belli oluyordu. "Ya bırakır mısın beni! Seni tanımıyorum bile, adını bile bilmiyorum. Dua et, mugglelarla dolu alandayız. Ya bırak beni!" Tehditlerimi takmıyordu bile. Lüks arabasının kapısını açtı ve koltuğa bıraktı. Bırakışı yavaş ve nazik olsa bile canım acımış gibi bağırdım ve küfür ettim. Kapımı kitleyip diğer koltuğa geçti ve tüm kapıları kitledi. Sinirim tepemdeydi. Burnumdan soluyordum. Bana döndü ve beni resmen kaçırdığını itiraf etti. "Ya seni tanımıyorum bile ve sen de beni tanımıyorsun. Rahat bıraksan ve gitsem ya da sakinleş ve düzgünce anlat. Derdin ne? Kibarca ve düzgünce." Sinirim bir anda azalmıştı. Arabanın ışığında onun yüzünü daha net görüyordum, yakışıklı olduğuna inanmıştım. Aslında bu gece onunla eğlenebilirdim. O tam cevap vermek için dudaklarını aralamışken devam ettim. "Peki, beni kaçırmana ses çıkarmayacağım. Adın ne, en azından bunu bilsem iyi olur değil mi?"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Dan McCarthy
Kurtadam & Kaliteli Quidditch Malzemeleri Dükkanı Sahibi
Kurtadam & Kaliteli Quidditch Malzemeleri Dükkanı Sahibi
avatar

Mesaj Sayısı : 86
Doğum tarihi : 23/12/94
Yaş : 23
Mücadele Tarafı : Karanlık Taraf!
Sihirsel Soy : Safkan
Evcil Hayvanı : Pati Yavru Köpeğim =)
Kayıt tarihi : 22/07/11

Bilgiler
Quidditch Mevkiî: Vurucu
Rpg Puanı:
85/100  (85/100)
Düello Gücü:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Geri: Bir Paris Gecesi   Salı Ağus. 16, 2011 2:04 am

Hayatta duraksadığın anlar vardır. Etrafına bakarsın ve her yeri yavaş çekim görürsün. Etrafındaki insanların gülüşleri seni kötü etkileyebilir. Kendini kontrol etmezsen hayatının düzenini kaybedebilirsin. Kendini yalnız hissetmek moral bozukluğuna neden olur. Moral bozukluğu insanın kendisini yemekte ki en büyük etkenlerden biridir. Hayatın kısa olduğu zamanları etrafından birisini kaybettiğinizde fark edersiniz. İlk bir kaç ay hayatın anlamını anlamazsınız. Yaşamayı sorgularsınız. Her şeyi sorgularsınız. Kendinizi iyice yer ve hayata isyan edersiniz. Bundan bir kaç ay sonra kendini toplarsın ve hayata geri dönersin. Hayatın nimetlerinden yararlanmaya başlarsın. Bütün her şeyi mümkün olduğunca denersin. Sınırlarını zorlarsın ve dünyanın bir bir bütün ülkelerini gezersin. Bütün her şeyi denedikten sonra hayat durmak bilmez. Teknoloji hergün daha çok ilerler. Önüne yepyeni eğlenceler gelir bunları tüketemezsin. Teknoloji hayatını öyle bir etkiler ki sosyal yaşamdan uzaklaşırsın. Asıl konumuza dönmek gerekirse. Hayatta duraksadığında asla pes etme. Diren! Hayata karşı yarış. Yani ne biliyim. Hayat yaşamaya değer.

Bir an dank etti. Hayata karşı koydum ve bara gittim. Bara girdiğimde barmenin arkasındaki aynadan beni izlediğini gördüm. Gittim ve ona aşık olduğumu söyler söylemez kaptım ve onu omzuma koydum. İçerideki çığlıklar kulağımı çınlatmıştı. Sağır olacaktım. Darchelle üstümde öylece direniyordu. Kasımın işe yaramadığını söylüyordu sözde. Bende işimi biliyordum asamı öyle bir açıda tutuyordum ki hiç bir muggle göremiyordu. Görevlileri sersemletmek akıl işiydi. Kapıdan rahatça çıktım ve onu arabaya götürüp koydum. Öbür taraftan ben bindim. Bütün gün burada olacağımızı söylemiştim. Artık direnmiyordu. Bana adımı sormuştu. Mutluydum artık direnmiyordu. Onu nereden tanıdığımı da laf arasında sormuştu. " Ben bir dükkan sahibiyim ve kurt adamım. Kulaklarım süper çalışıyor ve artık insanlardan duyuluyor. Benim adım Dan Darchelle. Nereye gitmek istersin? Kaçmak yasak!" Onu artık avucumun içinde tutmalıydım. Ona gözümün içi gibi bakıp aslında nasıl bir insan olduğumu göstermeliydim. Benim ciddi olduğumu oda zamanla mutlaka anlayacaktı. Ellerinden tuttum. bana güveniyormusun diye sordum.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Darchelle Sébreux
Şifacı
Şifacı
avatar

Mesaj Sayısı : 78
Doğum tarihi : 04/07/94
Yaş : 23
Mücadele Tarafı : Karanlık
Sihirsel Soy : Safkan
Kayıt tarihi : 02/08/11

Bilgiler
Quidditch Mevkiî:
Rpg Puanı:
98/100  (98/100)
Düello Gücü:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Geri: Bir Paris Gecesi   Çarş. Ağus. 17, 2011 12:49 am

Sinir yapmama daha fazla gerek olmadığını anlamıştım, çünkü karşımdaki sadece sıradan bir büyücü değildi. Kurt adamdı. İsmi güzel sayılırdı. Sakinleşmiş gibi duruyordu. Herhalde kurt adam olmak onun sinirlerini bu kadar hassas yapmış olabilirdi. Tabii, bunu sadece iç ses olarak kendime sakladım. Malum, bir kurt adamı sinirlendiremezdim. Kısık ve titrek bir sesle espri yapmaya çalıştım. "Umarım bu gece dolunay yoktur, ha?" Dan beni yine umursamadı, bu adamın sorunu sanırım karşısındakini dinlememekti. Ona güvenip güvenmediğimi sorunca duraksadım. Açıkçası korkuyordum, gerçekten düşündüğümü söylemeye. Ellerimi bile geri çekemiyordum. Bana öyle bir bakıyordu ki... Aşık gibi... John gibi... Bir anda ona doğru yakınlaştım. Kucağımdaki ellerimi çektim, böylece ondan kurtarmıştım. Çünkü yüzüne dokunmak istiyordum. Narin parmaklarım onun tenine temas etti. Kan kırmızısı tırnaklarımla teni o kadar uyumluydu ki. Kaskatı kalmıştı. Dudaklarımı araladım. Çok yakındık. "Hayır, güvenmiyorum." Afalladığını nefesinin bir anlık kesilmesinden anlamıştım. Bu haldeyken bu yanıtı beklemiyordu. Bir anda kendimi geri çektim. Onu tanımadığımı hatırlamıştım. Benim için bir yabancıydı ve ben başkasını seviyordum birkaç gün öncesine kadar. Yanlıştı, az önce yapmayı denediğim şey. Bir anda dudaklarına yapıştım. Yüzündeki ifade tam da sertleşmişken, dudakları konuşmak için şekil almışken benimkilerle buluşmuştu. Şaşkınlıktan bir an durdu. Bana baktı, ne düşündüğünü kestiremiyordum. Ne düşündüğümü de kestiremiyordum. Gülümsedi, öptü. Nazikti, sıcaktı. Dudaklarında hala az önceki içkilerin tadı vardı. Yavaş yavaş geri çekildik. Koltuğa yaslandım, nefes alış verişim hızlanmıştı. "Hiçbir yere gitmek istemiyorum, sadece arabanın içinde kalsak olmaz mı? Tabii, şuraya içki koymuşsan daha çok sevinirim." Bunları söylerken torpido gözünü açmış ve karıştırmaya başlamıştım bile. Açılmamış bir şişe viski vardı, sevindim. Açması için Dan'e uzattım ve gülümsedim.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Dan McCarthy
Kurtadam & Kaliteli Quidditch Malzemeleri Dükkanı Sahibi
Kurtadam & Kaliteli Quidditch Malzemeleri Dükkanı Sahibi
avatar

Mesaj Sayısı : 86
Doğum tarihi : 23/12/94
Yaş : 23
Mücadele Tarafı : Karanlık Taraf!
Sihirsel Soy : Safkan
Evcil Hayvanı : Pati Yavru Köpeğim =)
Kayıt tarihi : 22/07/11

Bilgiler
Quidditch Mevkiî: Vurucu
Rpg Puanı:
85/100  (85/100)
Düello Gücü:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Geri: Bir Paris Gecesi   Çarş. Ağus. 17, 2011 1:43 am

İçindeki sinir yerini korkuya bırakmıştı. Sanırım korkulacak en son kişiydim. Tabi az önceki davranışlarım bunu değiştirmiş olabilirdi. "Umarım bu gece dolunay yoktur, ha?" Ne? İnanamıyorum! Bu neydi şimdi? Kurt adamlığımla ilk kez birisi şaka amaçlı dalga geçmişti. Yo! Hayır. Tabi ya ortamı yumuşatmaya çalışıyordu. Lanet! Kendimi rezil hissettim. Çünkü yaptığı şakaydı ve beni sakinleştirmeye çalışmıştı. Onu umursamaz gibi sadece önüme bakmıştım. Ona bana güvenip güvenmediğimi sorduğumda yüzünde ifade değişmişti. Bana yakınlaşmaya başlamıştı. Kucağındaki ellerini çekti ve elimi bıraktı. Ne yapıyordu. Sanırım bir tokat yiyecektim. Güzel ellerini yavaşça yüzüme yaklaştırdı. Narin ve yumuşacık ellerini yüzüme değdirmişti. Kan kırmızısı elleri yüzüme geziyordu. Dudaklarını araladı. Öpüşmek veya suratıma tokat yemem için çok yakındık. Kaskatı kalmıştım. Bende korkuyordum. Tokat yiyecek olsaydım inip onu rahat bırakacaktım. "Hayır, güvenmiyorum." Beklenen bir cevapta afalladım. Bir an nefesim kesildi. Kalbime bir sancı girmişti. Bu kadar yakınken neden tahmin ettiğim öpücüğü veya tokadı atmamıştı. Bir anda uzaklaştı. Beni tanımadığını bir kez daha hatırlattı. Tanışmış sayılmazdı. Haklıydı. Neden bana güvenmek istemeliydi ki? Kendisini düşüncelere bıraktı. Dalmıştı. Gözlerimi bir an olsun ondan ayırmadım. Bu güzellik. Tanrım! Bu güzellik bana neden baksın ki? Bir an için sinirlerim tekrar hoplamıştı ve ona serbest olduğunu söylemek için dudaklarımı aralamıştım. Dudaklarımdan o sözler dökülmeden bir anda dudaklarıma o güzel dudaklarıyla yapıştı. Şaşırmıştım. Aklımı okur gibiydi. Barda yapmak istediğimi şimdi o bana yapmıştı. Şaşırdım. Tepki veremden bir kaç saniye ona baktım. Tamam! Dakika olabilir. Oda bana bakıyordu. Sanırım aynı düşüncedeydik. Ne diyeceğimi ikimizde bilmiyor gibi birbirimize bakıyorduk. Gülümsedim. Bir daha öptüm. Nazik olmaya çalıştım. Kurt adamlığımın verdiği sıcaklığı hissetmiş olmalıydı. Ağzındaki içki tadını ve kokusunu almıştım. Oda benimkini mutlaka almış olmalıydı. Yavaş yavaş uzaklaştık ve koltuğa aynı anda yaslandık. Sanırım kalbim duruyordu. Ona nereye gitmek istediğini sormuştum. Sanırım cevabını şimdi veriyordu. "Hiçbir yere gitmek istemiyorum, sadece arabanın içinde kalsak olmaz mı? Tabii, şuraya içki koymuşsan daha çok sevinirim." Torpido gözünde gözü varmış diye iç geçirdim. Kendi kendime şaka yapıyordum gülümsedim. Torpidoda önceden bir arkadaşımın koyduğu viskiyi buldu. Viskiyi görünce tekrar gülümsemişti. Çok tatlıydı. Açmam için bana uzattı ve gülümsemesini sürdürdü. Viskiyi aldım. Dayanamamıştım. Uzandım ve yeniden öptüm onu. Çok tatlı bir kokusu vardı. Tabi bu koku içki kokusuyla karışmıştı. Umurumda değildi. Onu çok seviyordum. Elini yüzüme doğru çektim ve avucunu öptüm. Elini nazikçe bacağıma bıraktım. Viski açacakken aklıma direksiyonun altına bir gizli bölüm yaptığımı ve onunda içini her tür bir alkolle doldurduğumu hatırladım. Viskiyi torpido gözünü açtım ve koydum. Yüzündeki gülümseme yerini şaşkınlığa bırakmıştı. Cebimden anahtarımı çıkardım ve alta yerleştiğim kilde uzandım. Anahtarı koydum ve çevirdim. Öndeki göz otomatik açıldı. Kapamı alltan yavaşça çıkardım ve Darchelle'ye baktım. Mutlu olmuştu. " İstersen burada her türlü alkol var." Yüzündeki mutluluk beni daha çok heyecanlandırmıştı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Darchelle Sébreux
Şifacı
Şifacı
avatar

Mesaj Sayısı : 78
Doğum tarihi : 04/07/94
Yaş : 23
Mücadele Tarafı : Karanlık
Sihirsel Soy : Safkan
Kayıt tarihi : 02/08/11

Bilgiler
Quidditch Mevkiî:
Rpg Puanı:
98/100  (98/100)
Düello Gücü:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Geri: Bir Paris Gecesi   Çarş. Ağus. 17, 2011 2:28 am

Viskiyi aldıktan sonra açmasını beklerken dışarıya doğru bakıyordum. Ne olduğunu anlamadan dudaklarımız yeniden buluşmuştu. Hiç tanımadığı birine aşık olduğuna inanmıyordum ama öpüşünde farklı bir tat vardı. Dudaklarımız temas etmeyi bıraktıktan sonra sıcaklığını avucumda hissettim. Elimi geri bıraktıktan sonra kucağındaki viskiye yeniden uzandı. İçkiye devam edebilecek olmanın mutluluğu yüzüme yansırken o, şişeyi bir kenara bıraktı. Yüzündeki ifade beş yaşında bir çocuğun sihrini saklayamadığında yüzünde yerleşenle aynıydı. Tatlıydı. Bir anlığına ona bakmaya ara verdim ve dışarıya baktım. Bardan çıkan mutlu bir çift gözüme takıldı. El eleydiler. Kahkaha attıklarını görebiliyordum. Beni de gülümsetmişlerdi. Arabanın yanından geçerlerken yüzüm beyazladı. Sevgilisini kendine çekip arabanın önünde öpen adam John'dan başkası değildi. Sarsılmıştım. Belli etmemeye çalıştım.

Dan'e döndüm. Arabasının içinde gizli bir bölmede mini bar olması onun zengin olduğunun bir göstergesiydi. Dışarıdakileri unutmuştum. Şaşkınlıkla gülümsedim. Onun da dediği gibi her türlü içkinin ufak şişeleri burada gizliydi. "Votka şişesini uzatabilirsin, bence." dedim. Şişeyi uzatırken gülümsedi. Açtım, kibarlıktan yoksun bir şekilde kafaya diktim. "Hey, ağır ol. Sarhoş olacaksın, Darchelle." Şişeyi dudaklarımdan çekip kahkaha attım. Beni daha ilk dakikadan önemsemeye başlamıştı. Genelde hoşuma gitmeyen bir şeydi ama bu gece genellemelerimin çok dışındaydı. "Sakin kal ama merak ediyorum, beni tanımadan nasıl sevebiliyorsun ki? Yani, Merlin aşkına sana aşığım diye bağırdın orada." Orada derken barı gösterdim. John ve sevgilisi uzaklaşmışlardı ve üzerimdeki etkileri çok azdı. Bunun şaşkınlığını suratıma yansıtmamak için elimden geleni yaptım. Cevap vermesini beklemeden yeniden konuştum. "Bu sokaktan uzaklaşsak ve kulenin oraya gitsek olmaz mı? Arabada kalmak istemediğime karar verdim ve açıklamanı orada yap. Sanırım düşünmeye ihtiyacım var, sessizlik iyi gelecek." Dan'i benimle ilgili zorlayabilecek konulardan biride her şeyin benim istediğime göre olmasını arzulamamdı. Neyse ki beni anlayışla karşılamıştı. Gizli barını kapatıp arabanın gazına bastı. Birkaç dakika sonra orada olacağımızı bilsem de yolun uzamasını istiyordum. Sessizlik hoşuma gitmişti. Onun araba kullanışını seyrederken çoğu büyücünün yapamadığını yaptığını fark ettim. Büyücülerin muggleların icatlarını ya da onları sevmezdi. Dan öyle değildi. Bu hoşuma gitmişti. Demekki bu şekilde onu yavaş yavaş tanıyacaktım. Yol tahminimde de kısa sürdü. Arabayı park ettikten sonra önce o indi ve kapımı açtı. Aramızdaki sessizliği bozmak istemediğimde içten bir gülümseme ile teşekkür ettim.

Eiffel Kulesi'nin ihtişamına kendimi kaptırmıştım. Çok güzeldi. Dan yanımda yürürken bir anda elimi tuttu. Yarım saat kadar önce yalnız yürüdüğüm yerden şimdi biriyle el ele geçiyordum. Hayatın ne sürprizlerle geleceği belli olmuyordu. Kulenin çevresini kaplayan çimlik alana geldiğimizde elini bıraktım, karşısında durdum. "Çok güzel değil mi? Her zaman sevmişimdir. Işıkları harika." Bir muggle yapıtına hayranlık duyan cadıydım. Duyulması da gerekirdi. Dan'in bana bir bebekmişim gibi bakıp gülümsemesine aldırmadan elinden tuttum ve çimlere doğru çektim. "Haydi, gel! Şuraya uzanalım ve şu harika başyapıtın gökyüzüyle birleşimi seyredelim." Dan bu halime bir kahkaha atıp beni kendine doğru çekti. Yanağıma bir öpücük bıraktı. Ben ondan uzaklaşıp yere uzandım. Elbisemin eteğinin dar olmasına sevinmiştim. Dan yanıma yatarken bir şeyler söylemişti ama ben ne dediğine dikkat bile etmiyordum. Elimi tuttu ama ben geri çektim. İki elimi de karnımın üstünde birleştirdim. Dengesiz tavırlarım vardı ama kafamdaki soru işaretleri geri gelmeye başlamıştı. "Şimdi anlatabilirsin." Bunu ona değil, gökyüzüne bakarak söylemiştim. Beni sevmesinin mümkün olmadığını düşünsem de nedenlerini merak ediyordum.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Dan McCarthy
Kurtadam & Kaliteli Quidditch Malzemeleri Dükkanı Sahibi
Kurtadam & Kaliteli Quidditch Malzemeleri Dükkanı Sahibi
avatar

Mesaj Sayısı : 86
Doğum tarihi : 23/12/94
Yaş : 23
Mücadele Tarafı : Karanlık Taraf!
Sihirsel Soy : Safkan
Evcil Hayvanı : Pati Yavru Köpeğim =)
Kayıt tarihi : 22/07/11

Bilgiler
Quidditch Mevkiî: Vurucu
Rpg Puanı:
85/100  (85/100)
Düello Gücü:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Geri: Bir Paris Gecesi   Perş. Ağus. 18, 2011 1:01 am

Ben elimdeki viskiyi torpido gözüne koyunca izin vermediğimi sanmıştı. Dudaklarını küçük bir kız gibi büzdü. Kafasını camdan dışarıya çevirdi. Birkaç saniye boşboş bakındı. Artık gülümsemeye başlamıştı. Ben eğilip elimi uzatmıştım. Gizli gözü açarken bir yandan ona bakıyordum. Alttan kilidi açtım ve öndeki gizli gözün kapağı garip bir ses çıkartıp birazcık havaya fırladı. Darchelle şimdi halinden memnundu. Artık büzüşmüş olan dudağı yerini gülümsemeye bırakmıştı. Gizli gözü açtıktan sonra uzandım. Yanağına ufak bir öpücük kondurdum ve bende camdan bakmaya başladım. Bardan bir çift çıkmıştı ve elelelerdi. Bu Darchelle'yi mutlu etmiş gibi görünüyordu. Çift merdivenden inip arabanın yanından geçene kadar ikimizde gülümsüyorduk. Arabamın yanından kahkahalar atarak kız arkadaşıyla geçen John'du. Halinden memnun gibiydi. John Darchelle'nin eski sevgisiydi. Sarsılmıştım. Çünkü onları gören Darchelle'nin bütün yüz hatları değişmişti. Onu unuttuğunu sanıyordum ama unutmamıştı. Ben almamıştım hiç benden başka bir soluk Darchelle'ye kadar fakat onun hala aklında John vardı. Koltuğuma yaslandım. Uzaklaşırken onları izleyen Darchelle'ye çaktırmadan sersemlet büyüsü yaptım John'a benden başka kimsenin görmediğinden emindim. Asam bu sıralar bana ters davrandığı için büyünün işelyeceğini veya ne zaman işleyeceğini bilmiyordum. Kesinlikle işleyeceğine inandım. İçimden bir oh çektikten sonra Darchelle bana dönmüştü. Bana az önce üzüldüğünü hissettirmemeye çalışıyordu. Açılan gizli gözü görünce bir çocuk gibi sevindi.


"Votka şişesini uzatabilirsin, bence." Kafamı salladım ve içimden güzel seçim dedim. Şişeyi ona uzattım. Şişeyi alır almaz kafasına dikmişti. Şişeye resmen abanmıştı. Kendisine dikkat etmeliydi. Kafasına dikmesinin nedeni bence John'dan başka bir şey değildi. "Hey, ağır ol. Sarhoş olacaksın, Darchelle." Bunu değimde şişeyi dudaklarından ayırdı ve kahkahalar atmaya başladı. Şaşırmıştım neye gülüyordu bilmiyordum. "Sakin kal ama merak ediyorum, beni tanımadan nasıl sevebiliyorsun ki? Yani, Merlin aşkına sana aşığım diye bağırdın orada." Demişti bana. Bana ayıkken söyleyeceği sözlerin daha güzel olacağını düşünüyordum. Sarhoş olup sokakta yabancıların ona laf atmasını ve sapık gibi bakmalarını istemiyordum. Bağırma konusuna gelince bu konuyu ne zaman değiştirecek. Aşık olmak birkaç gün sürmüyordu ki! Neden beni sorguluyordu? Bu düşüncelerden kurtulmaya çalışıyordum. Sanırım yine John'a bakmıştı. Artık uzaklaştıklarını görünce. Derince bir nefes aldığını hissettim. Sorusuna cevap vermek istemedim. Bunları düşünürken gözden bir votka aldım ve kafama dikip bitirdim. "Bu sokaktan uzaklaşsak ve kulenin oraya gitsek olmaz mı? Arabada kalmak istemediğime karar verdim ve açıklamanı orada yap. Sanırım düşünmeye ihtiyacım var, sessizlik iyi gelecek." Onunla ilgili her şeye onay vereceğimi düşünüyordu sanırım. Bunda sesimi çıkartmadım ve onaylayarak votka şişesini arkaya yere koydum. Dağınık değildim ama arabamda o kadar büyük bir çöp yoktu. Bir an arkamı döndüm ve buda ne kalp krizi geçirerek babam arabanın arkasındaydı. Bir kaç saniye ona baktım. Sinirlenmiştim. Arabadan bir anda indim. O hala dışarıdaydı. " Lanet olsun baba! Senin burada ne işin var? Baba! Baba sana diyorum! Lanet olsun!" Babamdan nefret ediyordum çünkü bana hiç ilgi göstermeden bu hayattan annemin sayesinde kalp krizi geçirerek uçtu. Babam arkasını dönmüştü ve karanlığa karışıp gitmişti. Şişenin elimden düşmesiyle bunun bir hayal olduğunu fark ettim. Kendimi kötü hissetmiştim. Arabanın motorunu çalıştırdım. Sırf bu motor sesinden dolayı bile bu arabayı seviyordum. Araba hareket eder etmez gazı kökledim. Araba resmen hız tutkunları içindi. Tam bana göre yani. İbrenin farkında değildim. Gördüğüm hayal beni sarsmıştı. Nihayet Eiffel Kulesi’ne ulaşmıştık. Arabayı park ettim ve indim. Gidip onun kapısını da açtım. Amacım naziklik değildi. O kapı kilitliydi. Bana gülümsedi.


Araban inmiştik ve yürüyorduk. Dachelle kendisini ihtişama kaptırmıştı bile. Bu mugglelara hayrandım. Onlar için her şey çok dikkatli ve çok güzel olmalıydı. Yaşayışları bu şartla renkleniyordu. Bunu yapan kurucular tavuğun göğsündeki kemiğin yapısını örnek olarak yapmışlardı. Yürürken Darchelle'nin dalmış olduğunu fark ettim. Almış başını gidiyordu. Elinden tuttum. Bir kez daha elinin sıcaklığını hissediyordum. Biraz daha yürüdükten sonra yola yakın olan çimene yöneldik. Yaklaşınca elimi bıraktı ve karşıma geçip ne kadar güzel bir şey olduğunu söyledi. Onu onaylamak için kafamı salladım ve gülümsedim. Elimi tuttu ve çimene çekti. Ben ona bakarken elimi bıraktı ve dar eteğiyle çime uzandı. Bundan pek hoşnut değildim ama sesimi çıkartmıyordum. Ben de onun yanına uzandım. Yüzüne bakıyordum. Eiffel Kulesi’ne odaklanmış öylece bakıyordu. Gülümsedim ve kendime doğru belinin altından elimi sokup yanıma çektim. İyice yakınlaştırdıktan sonra yanağını öptüm ve elini tuttum. Bir an için elini kaçırdı. Benim bir elim hala belinden diğer tarafa uzanmış bir şekilde karnını tutuyordum. Ellerini karnında topladı. Bir an içinde kafasını gökyüzüne doğru kaldırdı. Dudaklarını araladı. Onun yüzüne bakıyordum. Evet! Bir bomba daha geliyordu. " Şimdi anlatabilirsin." dedi ve gökyüzüne bakmaya devam etti. Bu cümleye cevap vermemek için konuyu değiştirmeye kalkışacaktım ama bir an için düşündüm. Elime çimenle destek yaptım ve onu dudağından öptüm. Bu baya bir ateşliydi. Ayrıldım ve uzandım. " Bu şaheserin kurucuları bir tavuğun göğsünü örnek almışlar biliyor musun tatlım? " Artık konuyu değiştirebilirdim.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Bir Paris Gecesi
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Phoenix ! ~ Harry Potter Rpg :: ||| Muggle Dünyası :: FRANSA-
Buraya geçin: