AnasayfaEski ParşömenSSSKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Hayat Bir Kabaredir

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Ksenija Czekaj
Karanlık Cadı
Karanlık Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 198
Doğum tarihi : 13/08/92
Yaş : 25
Sihirsel Soy : Safkan.
Kayıt tarihi : 19/07/11

Bilgiler
Quidditch Mevkiî:
Rpg Puanı:
100/100  (100/100)
Düello Gücü:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Hayat Bir Kabaredir   Çarş. Eyl. 14, 2011 2:44 am

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Ksenija Czekaj
Karanlık Cadı
Karanlık Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 198
Doğum tarihi : 13/08/92
Yaş : 25
Sihirsel Soy : Safkan.
Kayıt tarihi : 19/07/11

Bilgiler
Quidditch Mevkiî:
Rpg Puanı:
100/100  (100/100)
Düello Gücü:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Geri: Hayat Bir Kabaredir   Çarş. Eyl. 14, 2011 2:45 am

Zaman ketum... Tanık olduklarının üzerini kesesindeki sihirli tozla örten ve onların artık yaşandığı anlardaki netliğiyle görünmesini engelleyen suskun bir büyücüyü hatırlatıyor... O akarken eskiyoruz biz, yok oluyor, bu arada hiç durmadan yok ediyor, tüm kıyımlarımızın, anlaşmazlıklarımızın, kayıplarımızın vebalinin bizden sonra gelecek olanlara yükleneceğini aklımıza bile getirmeden, harap etme 'yeteneğimizi' sonuna kadar kullanmaktan çekinmiyoruz... Üstelik insan türünün ruhuna kazınmış bir dürtü bu; lanetli bir genetik miras Cain'den kalmış bizlere...

Bir gün kaybolup gideceğimizin, ardımızda kemiklerimizden başka bize ait hiçbir şey bırakamayacak oluşumuzun intikamını almaya çalışır gibi yıkıyoruz, parçalıyoruz, öldürüyoruz... Öldürmek için birilerinin aklına yatkın nedenler uyduruyoruz; 'itibar' diyoruz aldatılışlara, sömürmek için savaşlar çıkarıp 'ihtiyaç temini' diyoruz buna; 'vatanseverlik' diyoruz kimi zaman anlamsız saldırganlıklara... Sütümüz, tüm çiğliğiyle damarlarımızın içinde dolaşırken buna da 'politika' diyoruz...

O politikalar, olan bitenle hiç ilgisi olmayan milyonlarca insanı nasıl da etkileyebiliyor, yükseltebildiği gibi nasıl da bir anda olabilecek en aşağı konumun koynuna bırakabiliyor oysa... Kaybettikleri çocuksu ışıltıyı, bir masa etrafında toplaşarak arayan ciddi adamların aldıkları kararların, kimlerin hayatlarının çehresini değiştirdiğini düşünüyor musunuz hiç? Ksenija da düşünüyor çoğu kişi gibi bunu. O, zamanın ketum olduğunu biliyor, bundan yüzyıllarca sonra kendisinden hiçbir şey bırakamayacağını da biliyor... Kardeşi Alojz'a göre, belki de salt bu bildikleri yüzünden, insanlarla daha iyi anlaşıyordu.

Yıllar sonra geri geldiği İngiltere'de sokağa çıktığında fark ettiği ilk şey insanların tuhaflığıydı. Herkes kendisiyle öyle doluydu ki, başkasını görecek hali yoktu. Alçakgönüllülük büyük değerleri karanlıkta tutuyordu. Resimlerdeki gölge gibiydi tevazu, kişiyi daha derin daha güzel gösteriyordu. Ama tüm bunlar sahte olunca ne önemi kalıyordu, nereye gidiyordu o derin güzellik? Oh! Sevgili okuyucu, ne yapılabilir bu yapmacık insanları için? Yapmacıklık sadece mugglelar için geçerli değildi. Cadı ve büyücülerde de bir yapmacıklık, eğer altlarda ise üstlerininin gözüne girme çabası, yükselme, özgürlük hırsı... Lakin mugglelarda daha belirgindi bu. Belki de ahlaksızlık diz boyuydu?! Ahlaksızlık? Ah, elbette! Muggleların çoğuna göre bu ahlaksızlığın nedeni kadınlardı. Kadın artık sevmediği birini aldığı hediyelere varana kadar unuturdu. Kadınlarla erkeklerin ilgileri apayrıydı. Erkeklerin beğendiğini kadınlar beğenmez, kadınların beğendiğini erkekler beğenmezdi. Erkeklerde tutku yaratan bin türlü durum, kadınlarda soğukluk yaratır hatta tiksinti doğururdu. Bir erkek kendininkinden çok arkadaşının sırrını saklardı. Kadınsa tersine en iyi kendi sırrını saklardı. Şuh bir kadın beğenilmek tutkusundan bir türlü kurtulamaz, eskiden güzel olduğunu bir türlü unutmazdı... Ve tüm bunlar bir kadını ahlaksız yapmak için yeter de artardı bile. Erkekler asla değişmezdi, tıpkı İngiltere gibi. Uzun zaman olmuştu buraya gelmeyeli. Fransa'da oldukça iyi vakit geçiriyordu sonuçta. Ailesinin kendisi için satın aldığı ufak bir dairede kalıyordu tatil zamanları. Gerçi anne ve babası sürekli gelmesi için sızlanıyorlardı ama malum, işleri başından aşkındı. Bir de sevgili kardeşi Alojz vardı elbette. Zeka konusunda eşdeğer sayılırlardı ama Ksenija'ya göre Alojz'un kafatası biraz küçüktü ve beyni o küçük kafaya sığmadığı için biraz 'tuhaf'tı. Aslında itiraf etmeliydi, küçükken onu gerizekalı bile sanmıştı. Alojz böyleydi zaten, onunla tanışan herkes onu ilk başta 'sorunlu' biri sanırdı. Onun aksine Ksenija daha popülerdi ve havalıydı. Ve ona göre çok daha fazla karanlıktı.

Issız sokak arasında esen rüzgar saçlarını uçuştururken gözlerini kıstı. Çöplerin arasından ansızın fırlayan, kirden rengi grimsi bir hal almış sokak kedisine takıldı gözü. "Sanırım yanlış sokağa saptım." diye mırıldandı derin bir iç çekerek. Eh, uzun zamandır buralarda olmadığı çin normal sayılırdı elbet bu! Geri dönüp girdiği bu sokaktan çıkarken kaşları çatılmıştı. Burası kendi vatanı değildi, uzunca bir süre yaşadğı bir yer de değildi, ama içten içe yolunu kaybettiği için kızmıştı kendi kendisine. Mükemmeliyetçi bir kişilik ufak bir yol kaybetmeyi kaldıramıyordu. Yeniden kalabalığa çıktığı zaman insanlara değmeden aralarından geçmeye büyük bir özen gösterdi. Yanlışlıkla birisine dokunduğu yahut birisi ona değdiği zaman irkiliyor, tiksinerek dokunulan yeri silkeliyordu. Elbette takıntılı falan değildi. Sadece yabancıların kendisine dokunması hoşuna gitmiyordu. Anita'ya geldiğinde hepsini çocukluğundan beri tanıdığı üç kız arkadaşı da oradaydı. Müziğin en iyi duyulabileceği yere geçmişlerdi. Yüzünde hafif çarpık bir gülümseme ve kendinden emin bir şekilde masaya yürüdü. Adımları sert ve sağlamdı, dimdik yürüyordu. Bir kaç genç büyücünün başlarını hafifçe kaldırıp kendisine baktıklarını fark etmesi ise özgüveni için çok iyiydi. Güzel bir cadıydı Ksenija ve güzelliğinin farkındaydı. Masaya oturduğunda hepsi birlikte gülüştüler.

Çok değişmişsin sohbetleri ve eski günlerden bahsetme fasılları bittikten hemen sonra geçildi dedikodu olayına. Üçü birden son bir kaç haftadır gördükleri yeni bir çocuktan bahsediyorlardı. Yakışıklıydı, sevimliydi, havalıydı ve oldukça harika biriydi anlatılanlara göre. Ksenija ilgiliymiş gibi dinliyordu. "Bütün kızlar onun için yanıp tutuşuyor. Geçenlerde Julietta ile ilgilendiğine dair laflar dolansa bile o yerden bitme ile çıkacağını sanmam." Kıkırdaşmalardan hemen sonra oldu her şey. Anita'ya giren yeni müşteriyi gören kızların heyecanla masada Ksenija'ya eğilip "Bu o." demeleriyle. Ksenija onların tembihlemesi ile 'belli etmeden' o tarafa döndü ve hiçte yabancısı olmadığı yüz ile karşı karşıya geldi. Ardından yüzündeki gülümseme ile kızlara geri döndü. Viorél'i gösterip o olup olmadığını kızlara onaylattıktan sonra şen bir kahkaha attı. "Cidden Viorél'den hoşlanıyor olamazsınız." dedikten hemen sonra onu tanıyıp tanımama ile ilgili konuşmaya başladılar. Evet onu tanıyordu Ksenija, aynı okuldaydılar. O bir üst sınıftaydı. Bilgi istediklerinde ise istedikleri bilgiyi verdi onlara. "Görebileceğiniz en çapkın büyücüdür. Her gün bir başka kızla olur. Ama söylenenlere göre o bir gün içerisinde birlikte olduğu kızlara 'cenneti' gösterirmiş." Kahkaha attarken kızlar devam etti Ksenija. "Pek konuşmuşluğumuz yok ama okulda başarılı biri. Gerçi bana kalırsa işe yaramazın teki ama kızlar arasında oldukça popüler. Üstelik sandığınızdan daha havalı." dedi son olarak.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Hayat Bir Kabaredir
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Phoenix ! ~ Harry Potter Rpg :: ||| Büyücü Dünyası :: Knocturn Yolu :: Anita-
Buraya geçin: